Kürk Mantolu Madonna ve 65 Yıl Sonra Sabahattin Ali
Burada çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor
Cezaevi günlerinde yazdığı bu şiirin, kafası kırılmış, vücudunda kırılmadık kemik kalmamış şekilde bedenini bulmalarını beklerken, o anki durumuyla bu kadar özleşeceğini biliyor muydu acaba.Evet yukardaki şiirin ve onlarca güzel dizenin yazarı Sabattin Ali"nin ölümünün üzerinden tam 65 yıl geçmiş.Edebiyatımızın klasik dönemiyle modern zamanları arasındaki köprülerden biri olan Sabahattin Ali öldürüldüğünde 41 yaşındaydı.Katili yakalanmış ve suçunu itiraf ettiği halde çok kısa bir süre hapiste kalmıştı.Yıllarca böyle bir vak"a hiç vuku bulmamış gibi üzerinde hiç durulmamış
Ölümü için acaba hayatta olsaydı "aldırma gönül, aldırma" dizelerini yine yazar ve bu kadar güzel söylenmesine şahit olabilir miydi? "Benim meskenim dağlardır, dağlar" dizelerini başına gelecekleri sezerek mi yazmıştır?
1907 yılında doğan Sabahhattin Ali, Öğretmen, Öykücü, Romancı, Çevirmen, Şair ve Gazeteci kimliğiyle dolu dolu 41 yıl ve sayısız eser bırakarak dünyamızdan göçüp gitmiş.
Nükhet Duru"nun klasik şarkılarından
"Seneler geçer her günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Ben gene sana vurgunum" dizeleri gibi ;
Zülfü Livaneli"nin "Leylim Ley"i, Sezen Aksu"nun "Dağlar"ı, "Çocuklar Gibi"si, "Melankoli"si, Edip Akbayram"ın "Eşkıya Dünya"ya Hükümdar Olmaz"ı, Volkan Konak"ın "Göklerde Kartal Gibiydim"i, hep O"nun duygulu , onurlu ve muhalif kaleminden çıkarak klasikleşmiş eserlerdir.
Sabahattin Ali siyasi kimliği bir yana edebi olarak çok güçlü bir kalemdi.Zamanını aşıp yıllar sonraya bile hitap edebilecek, romanlar, şiirler, öyküler yazmıştır.Çıkardığı siyasal mizah dergileri dönemin tek partili iktidarının baskısı ile kapatılmış, İsmet Paşa ile dalga geçildiği iddia edilerek davalar açılmıştır.Bu dönemde yaşadıklarını "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" sözleriyle anlatmıştı.Yaşadığı zor günlerden dolayı yurtdışına gitmek istemiş ama pasaport alamayınca celladı olacak adamla anlaşıp Bulgaristan sınırında güvendiği adam tarafından işkence ile öldürülmüş.Cezaevinden eşi Aliye Ali"ye gönderdiği mektupta "ihtiyarladığımda çekilmez bir adam olacağım" hakkındaki iltifatına teşekkür ederim ama bu tahmin doğru çıkmayacak sanırım çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi, hep genç kalacağım" diyen Sabahattin Ali ihtiyarlamadan, genç haliyle kaldı hep akıllarda.
Peki ölünün 65. Yılında neden Sabahattin Ali"yi anlatan bir yazı kaleme aldım; doğrusu "Kürk Mantolu Maddonna" hep merak ettiğim bir kitaptı.Geçtiğimiz günlerde üniversiteli gençlerin elinde görünce, hatırlatıcı oldu, kitabı aldım ve okudum, takip eden günlerde Sabahattin Ali"nin trajik hayat hikayesini anlatan bir gazete haberi bu yazıyı kaleme almaya itti beni
Gazetedeki haberin başlığı "Ali"nin Kemiklerini Bulun" kampanyası!Babasını en iyi anlatan "Filiz Hiç Üzülmesin" adlı kitabın yazarı olan Filiz Ali, yıllar önce bir çoban tarafından bulunan ve bulunduğu yere gömüldüğü iddia edilen babasının cesedinin gömüldüğü yerden çıkarılarak otopsi için götürüldüğü Kırklareli devlet hastanesinde kaybolduğunu ve bir mezarı bile bulunmadığını söylüyor.Tamda geçtiğimiz günlerde Sabahattin Ali"nin hayatını anlatan "Sabah Yıldızı" filmi çekilmeye başlamışken!...
Ülkemizde faili meçhullerin, hayattayken fikir ve eserleri prim yapmayan ancak öldüğünde hatırlananların, hunharca katledilip sonra hiçbirşey olmamış gibi yollarına devam edilenlerin ne ilk nede sonuncusu Sabahattin Ali! Acılar bizim başımıza gelmedikçe bu kadar mı başkasının acısı oluyor; neden bu kadar yabancılaşıyoruz!Neden bu kadar balıkhafızalı, vurdumduymaz