Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Vedat KAHYALAR
Vedat KAHYALAR
vedatkahyalar@hotmail.com
Tarih tekrar tekrar yaşanıyor, görmüyor musunuz?
 
Tarih, sadece geçmişte yaşanmış olayların kronolojik bir sıralaması değildir. Aynı zamanda geleceğe ışık tutan, ders alınmadığında ise kendini acımasızca tekrar eden bir öğretmendir.
 
 
1980'li yılların başı' Dünya, İran Rehine Krizi ile sarsılıyor. İran'daki ABD Büyükelçiliği basılmış, 52 Amerikalı diplomat rehin alınmıştı. Dönemin ABD yönetimi, bu krizi askeri güçle çözmeye kalkıştı. Ancak operasyon fiyaskoyla sonuçlandı. Helikopterler düştü, askerler öldü, itibar sarsıldı. Dönemin Dışişleri Bakanı Cyrus Vance istifa etti, Başkan Jimmy Carter ise kısa süre sonra seçimleri kaybetti.
 
İşte bu atmosferde, tecrübeli diplomat Henry Kissinger'e sorulan bir soru, bugün hâlâ kulaklarımızda çınlamalı:
'ABD neden İran'ı tüm gücüyle vurmuyor?'
 
Kissinger'ın verdiği cevap, sadece o günün değil, bugünün de anahtarını sunuyordu:
'Evet, ABD'nin İran'ı yok edecek gücü var. Ama karşımızda son ferdine kadar savaşacak bir millet var. Böyle bir savaşın maliyeti çok yüksek olur. Ekonomimiz zarar görür, halkımız refah kaybına katlanmaz, iç karışıklık çıkar. Bu nedenle çözüm diplomasi olmalıdır.'
 
Ve öyle de oldu. Sorun, savaşla değil diplomasiyle çözüldü.
 
Aradan geçen on yıllar, teknolojiyi büyüttü, orduları güçlendirdi, silahları daha ölümcül hale getirdi. Ama değişmeyen bir gerçek var: İnsan iradesi ve vatan sevgisi.
 
Bugün yeniden benzer gerilimlerin içindeyiz. Güç sarhoşluğu, stratejik aklın önüne geçebiliyor. Kaba kuvvete güvenenler, tarihin en temel dersini unutuyor:
Her savaş, sadece cephede değil; ekonomide, toplumda ve psikolojide de verilir.
 
Bir milleti yenmek için sadece ordusunu değil, direncini de kırmanız gerekir. Oysa bazı milletler vardır ki, bedel ödemeyi göze alır. İşte o noktada en gelişmiş silahlar bile anlamını yitirir.
 
Bizim tarihimizde bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Çanakkale Savaşı'dır. Dünyanın en güçlü donanmaları, en modern orduları bir milletin inancı ve direnci karşısında durdurulmuştur. 'Çanakkale Geçilmez' sözü, sadece askeri bir başarı değil; bir ruh halinin, bir kararlılığın ifadesidir.
 
İran Milleti eski bir medeniyetin evlatlarıdır. Amerika, İsrail bunu hesaplayamadı. Onlar ilk günlerde halkın ayaklanacağını, yönetime el koyup, israil ve Amerika soytarısı Şah'ın oğlunu başkanlığa davet edeceklerini düşündü. Kürtlerin, Türklerin iç savaşa katılıp, kolayca haçlı-siyonist proje aparatları olacaklarına inanmışlardı. 
 
Savaş 2 haydutun karizmasını yerle bir etti.
 
ABD artık dünyanın süper, yenilmez gücü değil. Amerikanın Israil ile sınırsız birlikteliği imaj olarak çok şey kaybettirdi.
 
En başta Trump'ın seçimleri kazanması suya düştü.
 
Savaş zaten 165 küçük kız çocuğunun ve Iran dini liderinin ailesiyle birlikte, evinde bombalanması ile başlamıştı. Bu yeterince rezillik mesajı vermişti dünyaya. 
 
40 günun sonunda, Hürmüz Boğazınını bile açtıramadılar. Gemileri vuruldu, F35 leri düşürüldü, hava savunma sistemleri kevgire döndü. İnançlı vatansever topluluk olan İran halkının dirayeti Amerikaya diz çöktürdü 
 
Savaş uzadıkça maliyet artar. Maliyet arttıkça enflasyon yukselir, refah düşer. Refah düştükçe seküler toplum huzursuz olur. Ve en sonunda savaş, cephede değil, içeride kaybedilir. Bütün bu olumsuzluklar Amerika ve Avrupada çoktan başladı.
 
Tarih bize bunu defalarca gösterdi.
 
Bu yüzden mesele sadece güçlü olmak değildir. Asıl mesele, gücün sınırlarını bilmektir. Stratejik akıl, bazen tetiği çekmemeyi gerektirir.
 
Bugün de aynı gerçek geçerlidir:
Kibirle kurulan planlar, çoğu zaman sahada değil zihinde çöker.
 
Tarih ibret alınmadığında tekerrür eder. Ama ibret alanlar için tarih, sadece geçmiş değil, aynı zamanda bir pusuladır.
 
Ve o pusula bize şunu gösteriyor:
Güç, her zaman kazanmaz. Ama inanç ve direnç, çoğu zaman belirleyici olur.
Tartışmasız en büyük kazanan islâm dini oldu. Zira hedef alınan bir medeniyet ve o medeniyeti var eden İslam diniydi.
 
İslam cografyalarının ne kadar yanlış kişiler tarafından yönetildiği ortaya serildi. İslam cografyasının kirli ilişkileri, mezhepcilik, ırkçılık, yolsuzluklar, teslimiyet sözleşmeleri, büyük oranda görüldü ve  çöpe atılma süreçleri başladı.
 
İsrail'in gök kubbesi delindi, şehirleri harabeye döndü ve BOP hayalleri suya düştü.
 
ABD'nin 40 günlük savaş bilançosu:
 
-İran'daki uçaklarını kurtaramadı.
-Generallerini görevden aldı.
-Uçak gemilerini geri çekmek zorunda kaldı.
-NATO üyelerini savaşa ikna edemedi.
-Avrupa ülkelerinin desteğini alamadı.
-Uranyumu alamadı.
-Kara harekatını düzenleyemedi.
-Hürmüz Boğazı'nı açamadı.
-İsrail'i koruyamadı, Demir Kubbe balon çıktı.
-Körfez ülkelerindeki askeri üslerini kaybetti.
-İran'da rejimi değiştiremedi.
-İran halkını kışkırtamadı.
 
New York Times'a göre:
Amerika dört eksende geriliyor!
 
* Birinci eksen, müttefikler ekseni: Amerika ilk kez yakın müttefiklerini, yani Japonya, İngiltere, Kanada ve Avrupa'yı yanına katılmaya davet ediyor ve onlar yanıt vermiyor.
 
* İkinci eksen, ahlaki meşruiyet ekseni: Enerji merkezlerini vurma tehditleri vb. nedeniyle Amerika'nın ahlaki imajı aşınıyor.
 
* Üçüncü eksen, ekonomik eksen: Hürmüz Boğazı'nı kontrol eden İran'ın böylece küresel ekonomideki nüfuzu güçleniyor.
 
* Dördüncü eksen, askeri kapasiteler ekseni: Düşük maliyetli savaş yöntemleri karşısında Amerikan kırılganlığı ortaya çıkıyor.
 
Savaşın kazanan ülkeleri İran, Çin ve Rusya oldu. 
 
Bu vesileyle Körfez ülkelerinin, Avrupanın, Amerikanın gerçek yüzleri ortaya çıktı. 
 
Bizdeki mezhep üzerinden prim toplayanlar da kısa sürede halk içinden, sosyal medyadan def olup gittiler.
 
İran, dünyaya bir daha gösterdi ki : inançlı, birlik içinde az bir topluluk, silah envanteri ve kasası kabarık toplulukları yenebilir.
 
İNANIYORSANIZ SİZ ÜSTÜNSÜNÜZ!
Al-i İmran 139
Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
AmdYazılım
Güneydoğu Haber