Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
24 Mayıs 2010 Pazartesi
LYS'ye Çeyrek Kala Üniversite Gerçeği

Geçen hafta nihayet LYS (Lisans Yerleştirme Sınavı , ÖSS 2.Aşama) başvuruları  2. Başvuru uzatma süresinin ardından bitti. KPSS başvuruları ile çakışan bu başvurular bankalarda ücretlerin yatırılmasında banka sistemlerinin kilitlenmesi ile tam bir felaket oldu.

     Buna rağmen son uzatmalara gelindiğinde LYS ye başvuran öğrenci sayısının 850 bin olduğu bildirilmişti. Bu da pek çok söylentiyi beraberinde getirdi. Herkes üniversiteli olabilir mi? Bu yıl öğrencilerin şansı daha mı yüksek olacak? vs.  Evet bütün bunlar mümkün. 180 barajını aşan 1 milyon 200 binden fazla öğrenci varken Lisans (4 yıllık) yarışında bir kısım öğrencinin düşük puan nedeniyle bu yarıştan ayrılarak kendini seneye ertelemesi elbette bu yıl LYS ye girerek yarışacak öğrenciler için bir avantaj. Herkesin üniversiteli olması da mümkün.350 binin üzerindeki lisans kontenjanlarını tercih eden öğrenciler tamamen doldurursa ve kalanlar da önlisans (2 yıllık) ve kontenjan sınırlaması olmayan açık öğretim programlarını(İşletme-iktisat vs. gibi) tercih ederlerse elbette herkes üniversiteli olabilir. Ancak iyi bir üniversite ve iyi bir bölüm isteyenler için bu mümkün olmayacak, sadece bu yıl değil gelecek yıllarda da bunun herkes için mümkün olmayacağı kesin. Örneğin Tıp fakültesi için bir öğrencinin ulaşması gereken başarı, kabaca sayısal alanda Türkiye de ilk 5 bin e girebilmek. Ya da Avukatlık için Türkçe-Matematik alanında Vakıf üniversitelerinin kontenjanları dahil Türkiye de ilk 50 bine girmiş olmak zorunlu. Ve bugüne kadar YGS (Birinci aşama, ÖSS 1) dahil girdiği sınavlarda 200 binlerden yukarıya çıkamamış bir öğrenci için LYS de mucizeler beklemek yanlış olur. Yine de öğrencilerin LYS deki performansları (Toplam puanda etkisi %60) sıralamaları oldukça değiştirecek. Bu geçen zamanı ve ilki 19 haziranda gerçekleşecek ilk oturuma kadar olan her dakikayı iyi değerlendiren ve sınav esnasında da paniğe kapılmadan performansını yansıtabilen öğrenciler sıralamalarda hak ettikleri yerleri alacaklar.

     Üniversitelerde bölüm tercihi yapmak ve kazanmak ülkemizde maalesef sadece direk meslek edinmeye yarıyor. O da mümkün olabilirse. Yani aldığı üniversite eğitimini hayata aktarabilen (Üniversite Öğretim Üyeleri dahil) birey yok gibi. Aslında temel sorun üniversitelere girmek değil, hadi girmeyi başardık, Üniversite de okuduk (Tüm olumsuzluklara rağmen), e hadi mezun olduk tüm sorunlara rağmen. İşte orası sorunların bittiği değil asıl başladığı yer…

     Şu gün eğitimin her aşamasında geldiğimiz nokta tam bir muamma. Bu çok geniş bir tartışma konusu. Programlar ı yenilemek, sürekli sınav sistemlerini değiştirmek problemleri çözmekten çok uzak. Uzaklığı bir tarafa mevcut problemlerin de şu son AKP döneminde arttığını, rehberlik, program geliştirme, ölçme değerlendirme, öğretmen niteliği, üniversitelerin kalite problemi gibi konularda kağıt üstünde yenilik gibi anlatılıp geri adımların atılmasının tavan yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Siirt te yaşanan dramın bir rehber öğretmen tarafından ortaya çıkarılması ile birlikte henüz bu KPSS öğretmen atamalarında rehber öğretmenlerin fazlaca alınacağı sayın Çubukçu tarafından açıklandı. Öğretmen atamaları ya da KPSS nin kaldırılması gibi söylemler de seçim yatırımı gibi asılsız söylemler olarak görünüyor.

     Daha düne kadar rehber öğretmenlerin okullara yayılmaları durdurulup Rehberlik Araştırma Merkezlerine getirilmeleri söz konusu idi. Ülkemizde, MEB de il ve ilçe Müdürlükleri dahil henüz birer ölçme değerlendirme birimine bile sahip değiliz. Üstelik Üniversitelerde var olan Eğitim Programları ve Ölçme Değerlendirme gibi bölümler Lisans düzeyinde kaldırıldı. Belirli Üniversitelerin Yüksek Lisans düzeyinde bu bölümler var. Ancak bu güne kadar örneğin hiç Ölçme Değerlendirme Uzmanı Alımı yaptığını duymadık.  Nereye gittiğimizi bilmeden hareket ediyoruz, dümenimiz bile yok. OSYM, KPSS, ALES dahil alınan hiçbir sınavda insanların bölümlere, birimlere, mesleklere uygunlukları maalesef ölçülmüyor, ölçülemiyor. Bu gün özel piyasada fabrikaların niteliksiz işçi alımları dahil insanları bir dizi eğitime, görüşmelere, testlere tabi tuttuklarını hepiniz bilisiniz. Maalesef en adil ve doğru hareket etmesi gereken devlet birimlerinde hiçbir sınavda bu özellikler yok. Zaten insanların bu sistemin dışında bir alternatifleri de yok. Tek tesellimiz gelecekte aklı başında doğru insanların karar mekanizmalarında bulunmaları. Çünkü her şeyin siyasi erklerle halledildiği, kalkındırıldığı, batırıldığı bir çarkı kırmadan modern, demokratik, bilimsel, üretime dayalı bir toplum hayal etmek imkansız gibi görünüyor. Hepimize kolay gelsin…

Bu yazı toplam 11479 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0095
Güneydoğu Haber