Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
25 Ekim 2016 Salı 08:54
HEM ÇOCUKLARI HEM DE ÖĞRETMENLERİ SEVİN!

Bu günlerde sosyal medyada “ÖDEV” konusu ile ilgili “öğretmenleri şok eden veli yazısı” diye bir şey dolanıyor. Veli özetle; ödevin ailede gerginlik yaratıp sorun olmasına karşıyım, ben öğrencimin ödevini sistemlerden takip etmem, yaparsa yapar. Ödevini takip etmek sizin göreviniz; yapmazsa sizin göstereceğiniz tepkiye-sonuçlarına katlanır diyor.Öğretmenden yalnızca öğrencisiyle olumlu bağ kurmasını istiyor.Aslında çok güzel ifade etmiş, kulağa çok hoş-çok doğru geliyor. Hele işin içine sevgiyi de kattın mı, bizim arabesk kültürümüzde akan sular durur… Bu cümleler sevgisiz öğretmenin suratına tokat gibi iner. Nazım’ın da dediği gibi sevmek iyi bir başlangıç ama keşke her şey sevmekle mümkün olsaydı. Unutulmamalıdır ki eğitim; tüm meslekleri ve bilimleri üreten-yaratan insanları yetiştirir ve bu anlamda temel bilimdir.

 

Öncelikle ödevin öğrenmedeki yeri; öğrenmeyi pekiştirme ve tekrardır aslında. Kesinlikle öğrenmenin merkezi okul olmalı, öğrenme sorumluluğu ödevle öğrenci ve veliye yüklenmemelidir. Biz öğretmenlerin istediği gece yarılarına kadar velisi ile ödev yapan öğrenci değil, sistemli çalışan öğrencidir. Aslında ÖDEV denildiğinde dilimizdeki gerçek anlamına bakmak gerekir ki bu da sorumluluğu içeren görev bilincini anlatır. Sorumluluk eğitimi ise temelde aileyi kapsayan ve ölüme kadar giden, uzun bir süreçtir.

 

Bu gün pek çok veli öğrencisinin okumamasından, ödevlerini yerine getirmemesinden ya da getirmemesinden öğretmenleri sorumlu tutuyor. Kendi dilinde okuduğunu anlamayan ülkelerin başında gelen bir milletiz. Aynı şekilde velilerde her zaman öğretmenini severse öğrenci yapar, başarır fikri sabit. Bir öğrencinin ya da bireyin sorumlu-sistemli-çalışkan-üretken-sosyal ve öğrenen bireyler haline gelmesi bu kadar basit olsaydı bu gün zaten başta ülkemiz tüm sistemler mükemmel olurdu. Çocuklarla ya da insanlarla olumlu bağ kurmak?... Her kesimin eğitimden anladığı; her düşündüğünü doğru sandığı, e-posta ya da telefonla öğretmene komut verilmeye çalışıldığı,her fırsatta öğretmeni yerden yere vuran bir anlayış içerisinde çok kültürlü ve aşırı bireysel yaklaşımlarla öğretmenlik mesleğinin hızla değersizleştirildiği bir ortamda ne kadar kolay olabilir? Peki ya öğretmenlerimize teslim ettiğimiz çocuklarımız sevgiyi biliyorlar mı? Sevgiyi ne kadar hissedebiliyorlar?

 

Öyle ki öğretmenler çocuklarımız ve gençlerimizle yine en çok vakit geçiren, onları gerçek akran ortamlarında her yönüyle gözlemleyebilen tek meslek grubu. Ki sevmeden yapılması için ne yeterli maddi imkânı ne de statüsü olan bir meslek. Öğrencilerimiz henüz yetişkin değil. Elbette ödevlerini yapmayacağız ancak rehberliğimize ihtiyaçları var. Kanımca yapılan her gözlem değerlidir ve bilim gözlemle başlar. Artık pek çok aile kendi çocuğuyla vakit geçirmiyor. Kimileri çalışmaktan-hayatla boğuşmaktan, kimileri ise kolayına kaçmaktan. Çocuklara bazı imkânları sağlamak, onların isteklerini gücümüzce yerine getirmek doğru mudur- vicdanlarımızı rahatlatır mı? Daha ileri gidip kendi yaralarını kapatmak-eksikliklerini tamamlamak için çocuğuna Padişah ya da Prenses muamelesi yapanlar da var. Her şey onlar için… Konforlu bir hayat, tüm dünya onların emirlerinde.Neredeyse bazı çocuklar konuşmaya başladığından beri anne babasını yönetmeye alışmış. Bu durumda en ufak bir olumsuzlukta fatura yine hayatımızın üçüncü şahısları öğretmenlerde ya da diğer kötü öğrencilerde. Öğrencim mutlu olsun anlayışı? Ya diğer öğrencilerin mutluluğu?Bu dünyada annesi ya da babası eksik olan-kaybetmiş ya da hiç annesi ve babasıyla tanışmamış ve adam gibi adam olan pek çok insan var. Atatürk, Yaşar Kemal, Ruhi Su hemen aklıma geliverenlerinden… Unutmayın, bizler gittikten sonra onlar gerçek hayata devam edecekler. Eğer gerçekten insan olmalarını istiyorsanız, düşünmeleri-çalışmaları ve üretmeleri için konforlarını bozun.

 

Ödevimiz Atatürk’ün ışığında kendine yeten-kendini aşan ve dünyada değerli ve anlamlı bir millet olmaktır. Elbette ne öğretmen yetiştiren kurumlarımız ne de öğretmenler mükemmel. Onlar da insan ve mutlaka kusurları ve illaki kişilikleri var. O yüzden onlara arada teşekkür edin. Olumsuz, güvensiz ve hatta bazen acımasız yaklaşımlarınızı rafa kaldırınız. Çocuklarımıza gerçekten iyi bir gelecek sunmak istiyorsak ekip olmalıyız. Bu sorumluluk hepimizin.Hem çocuklarımızı hem de öğretmenlerimizi sevin.

Bu yazı toplam 10418 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0104
Güneydoğu Haber