Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
13 Ocak 2010 Çarşamba
BABALAR VE OĞULLAR

Çocuklarımız büyüdükçe somuttan soyuta doğru yönelen bir düşünce yapısı ile hareket etmeye başlarlar. Dünyayı sil baştan

Algılamaya, sorgulamaya yönelirler.

         Nereden geldim,nereye gidiyorum?Ben kimim?Toplum kuralları neden geçerlidir?

Pek çok konuyu yeniden yeniden ele alırlar ve kendi akranlarının ölçüt ve değerlerine önem verirler. Bu sorgulama çok önemlidir.

         Hiçbir yere izinsiz gidemiyorum. Ne yapsam eleştiriliyorum, hiçbir zaman aferin

yok, sürekli kıyaslanıyorum. Bu kadar baskı

ya dayanamıyorum, kendi halime bıraksalar,

Bir nefes alsam çok daha başarılı olacağım.Daha fazla özgürlük istiyorum.Bu sözler gençlerin

kullandığı sözlerden sadece birkaçı.

           Kızlarını kıskanan ”babalar”,oğullarını kızlardan sakınan “anneler”.Biz sana güveniyo- ruz ancak toplum kötü olmuş diyen anne babalar…

          Bizler toplum olarak hiçbir dönem esareti kabul etmeyen bir ırkın evlatları olarak,man tık dışı ve inanılmaz bir özgüvenle kazanılan başarılarla yazdığımız tarihimizde birbirimizden

Korktuğumuz bir döneme mi girdik acaba? Pek çok örf ve adete sahip farklı kültürleri kaynaş tırmış yaşanmışlıklarımız var.Misafirperverlik,büyüğe saygı küçüğe sevgi,kardeşlik, yardımse verlik,garibanın yanında olma,vicdan vs. Ancak kendi insanlarımıza güvenmediğimiz bir değe rin varlığını hiç hatırlamıyorum.Bu bahsettiğim kavram anne-babanın koruyuculuğundan kay naklanan bir durum değil.Eskiden sevgilerimiz aynen resimdeki gibiydi.Bu ister bir sevgilinin aşkı,ister evlat sevgisi ya da insan sevgisi olsun.Oysa şimdi her gün çok iyi görüşen insanlar

arasında bile inanılmaz bir güvensizlik söz konusu.Bu durumun bilimsel bir bilgisizlik,psikolo

jik bir eksiklik gibi nedenlerle açıklanmasının yersiz olacağını düşünüyorum .Şimdi şov zama nı diyerek işe başlayan şovmenler gibi işe başlanıyor ve mesai yapılıyor adeta.İş,arkadaş,aile

eş ve ahbap ilişkileri böylesine garip bir roller düzeninde işliyor. Özveri ya da fedakarlığın ap

tallık sayıldığı ve çıkarlara dayalı bir güvensizlik değerlerinden oluşan zincirlerle sarılı toplu luklar. Ben her zaman toplumları  da birer insan gibi düşünürüm.Yaşayan bir geçmişleri,inanç

ları,var olan dinamikleri ve hayallerine,umutlarına dayalı bir gelecekleri vardır.Toplumlar da

insanlar  gibi birbirlerini etkilerler.Örneğin şu an İngiltere de de öğrencilerin %70 inin ödevle

rini direk internetten indirerek sunduklarını biliyor muydunuz?

          Baskı altında kalmak, aşırı zorlanmak, yanlış model edinmek, kısır yaşantıların neden olduğu gerçekten uzak, özentiye dayalı yaşamlar , yarına ve birbirimize duyduğumuz güvensizlik,ancak yalanlarla açıklanabilir.Oğullarına

yalan bir miras bırakan Babalar…

         İnsan sosyal bir varlıktır.Toplum içerisinde yaşar.Özgüveni olmayan toplumlar giderek

belirginliğini yitirip,sonunda yok olmaya mahkumdur.Bu güne kadar korkuyla değil cesaret

le var olduğumuzu hatırlatmak isterim.Hiç birimizin hayatı, tek başına bir insanın elinde değil.

     Risklerin olduğu bir dünyada kendimize olan güvenimizi küçümsemeyin.Lütfen çocukarınızı sevin,onlara inanın,sonuna kadar güvenin.Bu güven karşısında hataları varsa da çabucak düzelteceklerdir.Onlar hayatı sorgularken ,özgüvenleri ve olumlu desteklerimizle yaşamlarını keşfetmelerine izin verin…

                                                                                                  remzidemir71@hotmail.com

Bu yazı toplam 13764 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0093
Güneydoğu Haber