Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
09 Nisan 2012 Pazartesi
THE LUCİFER EFFECT (ŞEYTAN ETKİSİ)

       Her geçen gün olup bitenlere baktığımızda inanın umutsuzluğa kapılmamak elde değil. Ancak bilime, akla, demokrasiye, laikliğe, adalete, eşitliğe, evrensel etiğe, emeğe, üretmeye, akla, iyiliğe, gelişmeye,  Atatürk"ün yetiştirdiği bağımsız Türk Milletinin bir ferdi olarak özgürlüğe ve bütünlüğe inanan insanlar olarak bütün bu olanların mantıklı bir açıklaması olmalı demeden edemiyorum.

     Artık neye inanmak gerektiğini neredeyse sormak bile ürkütücü? Allaha inan kardeşim diyenler çıkacaktır. Ne Allahsız ne de imansızız… Olmadığımız gibi bu inanç ve değerler de ne bir zümrenin ne de bireylerin tekelindedir. Bizim oradan öğrendiklerimiz de adaleti, dengeyi, insana olan saygıyı, akıl ve emeği işaret eder. Kimlerin ne anladığını nasıl bir yapı ve şirketleşmeye dinin, inancın alet edildiğini bilemem. Ne zaman haberleri dinlesek, ne zaman gelişmeleri anlamaya çalışsak pes demekten kendimizi alamıyoruz. Ve o kadar güzel kurgulanmaya çalışıyor ki… Bu kurgular tutmayınca “Olacak deniliyor ve oluyor”…  Benzine, doğalgaza vs. zam zam.. Neden? Dünya konjektörü böyle…  O zaman neden dünyanın en pahalı petrolünü biz kullanıyoruz? 4+4+4 olacak hem de intikam alırcasına… Eğitimcilerimize, üniversitelerimize, uzmanlarımıza soralım? Hayır. Olacak oluyor… Bakıyorsunuz bir Paşa ordunun onurundan, gururundan bahsediyor ve fütursuzca ne olduğu bile belli olmayan (Allah"ın gücüne gitmesin), ne eğitime, ne hitaba, ne de sıfata bile sahip olmayan insanları uyarıyor, saygıya davet ediyor. Nafile alayı kendini mahkemelerde buluyor. Devletin kendi yetiştirdiği savcısı, hakimi kanunlar yoluyla adabıyla dur demeye kalkıyor… Ya sürülüyor ya da kanun uygulayıcı, karar verici, sorgulayıcı konumundan bir anda alaşağı edilerek kendini devlet düşmanı ya da en adi suçların çamuruna bulaşmış komploların içinde buluyor…  Vatandaş neredeyse nefes alıp vermeye korkuyor, sindirilmiş, korkutulmuş, açlıkla terbiye edilmiş, bitap ya da bir çuval pirince, una fit olmuş, çalışmak, onurlu olmak, üretmek yerine yalanmaya özendiriliyor…

      Demokrasi; hanesi, mezhebi geniş ve renkli bir sistemdir. Her azınlık, her gurup çoğunluğun onayını alır, denenir ve yerini yeni guruplara, anlayışlara bırakır. Bütün düşünceler zarar vermemek koşulu ile toplumda vücut bulur, iyi ve güçlü olanlar kalır gelişir, diğerleri zamanla körelir ve yerini yeni ve daha gelişmiş olanlara bırakır. Geriye dönüş, sıfırın altına iniş, yeniden aynı bağnazlıkları yaşamak söz konusu değildir. Eğer söz konusu ise zaten bu demokrasi değildir.  Bu süreçte iktidar olanlar, geldiği gibi gideceğini de bilerek milletine fayda sağlamaya, her guruba eşit yaklaşmaya çalışır. Efendi değil milletin verdiği yetkiyle onların hizmetinde yer alır.

     Bütün bunları düşünürken aklıma 2010 yılında Ç.Ü."nde katıldığım bir seminer geldi.  Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Uğuz, "The Lucifer Effect" denilen teoriyi oldukça çarpıcı örneklerle anlatmıştı. Hiç birimiz, sunumun sonunda ben mükemmelim, tamamen iyi ve günahsızım diyemedik. Sunumun özü: anti sosyal kişilerin daha çok kötü oldukları, cinayet işledikleri, daha çok zarar verdikleri ya da iyi huylu, sıradan insanların kimseye zarar vermediklerinin çok doğru olmadığını, sadece riski artıran unsurlardan söz edilebileceğiydi. İnsan doğasının kötü yönde dönüşümüne işaret eden Lucifer Effect (Lucifer etkisi) adını, gözden düşen ve şeytan olan Lucifer meleğinden alıyor. Bu teoriye göre, insanoğlu doğası gereği "koşullar" müsait olduğunda, birer şeytana dönüşüp şiddet eğilimleri gösterebiliyor. Stanford Üniversitesi"nde yapılan deney; Okulun bodrumunun hapishaneye dönüştürülmesi (Kıyafetlerden kimlik kartına kadar aslına uygun bir hapishane) ve "akıl sağlığı" konusunda testten geçirilmiş Amerika ve Kanada"dan 24 "normal" erkek üniversite öğrencisine mahkum ve gardiyan rollerinin verilmesine dayanan 2 haftalık bir simülasyon. Öğrencilere aynı zamanda 15 dolar cep harçlığı veriliyor. Ancak mahkum rolündekilerin duygusal çöküntü içine girmesi, devamında gardiyan rolündekilerin acımasız ve gaddar eğilimler göstermesi ve deneyi yapanların da kendilerini hapishane müdürü gibi görmeye başlamaları üzerine deneye 6"ncı günde son veriliyor. Doç. Dr. Uğuz, Lucifer etkisinin sıfırlanamayacağını, ancak önlenebileceğini belirterek şunları söylüyor:

“Daha problem çıkmadan danışmaya başlanırsa, koruyucu önlemlerle, koruyucu hekimlikle bu iş belli bir ölçüde önlenebilir. İşadamları, şirket sahipleri son zamanlarda şunu keşfettiler, sağlıklıyken de şirketin ruhsal yapısını güçlü tutmak gerekiyor. Şirketin psikolojisini aynı birey gibi değerlendirmek, eksikleri varsa, onarmak gerektiğini keşfettiler”. Elbette ki toplumlar, milletler için de bu geçerlidir.

     Demokraside böyle değil mi? İnsanlara geçici olarak yetki verilir(Kıyafetlerden kimlik kartına kadar aslına uygun, gerçek makam ve güçler teslim edilir). Ancak beklenen bunun salt bir güç olarak kullanılması değildir. Ve öyle görünüyor ki bu gün iktidar koltuğuna gelenlerin bırakın kendi tedavilerini, millette kalıcı çarpıklıklar bırakacakları kesin. Ve öyle görünüyor ki demokratik anlayış ve olgunluktan, bilimden uzak bir anlayışla bırakın gidiciliğin farkına varmayı, kök salmayı ve toprağı değiştirmeyi hedefledikleri çok aşikar. Bu gün Atatürk"e diktatör diyenler var. Oysa ki o pek çok güce sahipken Cumhuriyet"i ve Demokrasiyi oturtabilmek için son yıllarında bile çabalamayı sürdürdü. Kök salmayı hedefleyen ve kendilerini fazlasıyla gardiyan havasına kaptırmış olanlar bilmelidirler ki hiçbir erk dünyayı birbirine düşüren, gerileten, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan en acımasız diktatör ve diktaların bile eline kalmamıştır. Yaptıkları ancak ve ancak kendi özlerine, milletlerine zarar vererek dünyada geriletmekten başka bir şey değildir.

     Umudumuz, Dünyada hiçbir zaman  mahkum olmadığını ispatlamış bir milleti kimsenin hafife almaması ve Dünyanın gardiyanlığına soyunmuş pek çok hasta güç karşısında bu milleti zor duruma düşürmemesidir. remzidemir71@hotmail.com

Bu yazı toplam 14840 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0105
Güneydoğu Haber