Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
10 Şubat 2011 Perşembe
Bağımlı Değil Bağlı Olmak

Eski düşünürler DENGE üzerinde pek çok öğreti sunmuşlardır. Mutluluk DENGE…

 

İyi verimli bir yaşamın pek çok sırrı olmalı.

 

            Hem kendi yaşamımızda hem çocuklarımıza sunacağımız en iyi hediye açık, net, huzurlu ve stresten uzak, kaliteli bir yaşam olmalı.Toplumun temel taşını oluşturan ve roller üstlendiğimiz AİLE yaşantımız hem çocuklarımız hem de bizim için en çok etkilendiğimiz yerdir.Peki kaçımız, bu bizim en mahrem , en güçlü , en önemli yapımız için verimli vakit ayırıp planlar yapıyoruz?

 

            Aslında her zaman ailemize, dostlarımıza ayıracak vaktimiz vardır. En verimsiz olduğumuz anlar; yorgun düştüğümüz anlarda bitirmeye çalıştığımız , yetişmesi için ailemizden , dostlarımızdan çaldığımız zamanlar ya da bu uğurda fazladan birkaç kuruş kazanmaya çalıştığımız zamanlardır.Peki ne için ? Çoğumuzun cevabı açık……. Çocuklarımız için , geleceğimiz için….

Küçük bir sahil kasabasında çok zeki ve maharetli bir balıkçı yaşarmış. Küçücük bir balıkçı teknesi ile geçindirdiği bir ailesi varmış. Kasabalı hangi işi olsa becerikli olduğu için onu çağırırmış.

Günün birinde kasabaya bir Bakan gelmiş. Öyle ki Balıkçı onun da dikkatini çekmiş. Hani derler ya ışığı olan biriymiş balıkçı. Bakan balıkçıyı çağırmış ve Hayat üzeri ne derin bir sohbete dalmış. Çok zeki birisin neden işleri büyütmüyorsun demiş balıkçıya?

 

Nasıl demiş balıkçı ? Bir tekne daha alabilirsin. Sonra ?

 

             Bir balıkçı filosu kurup tüm ülke çapında iş yapıp zengin olabilirsin. Sonra diye tekrar sormuş balıkçı ?

 

            Kim bilir belki dış ülkelerle de iş yapan bir armatör olabilirsin ve sonunda yaşlandığında yine bu küçük , güzel kasabana dönüp sevdiğin insanlarla birlikte mutlu olup keyif almak için balığa çıkarsın…

 

            Balıkçı gülümseyerek Bakana bakmış ve " Ben  şu an zaten bunu yapıyorum" demiş.

 

            Böylesine yaşama değer veren biri sanırım pek çok hırslı, zalim, savaşçı, statü  sahibi insandan daha iyi bir MODEL oluşturur…

 

            Oysaki genelde rastlanan manzara bunun tam tersi. Aileler eskisine göre daha eğilmiş, daha donanımlı. Ancak bu birikim kimi zaman çocuklara, gençlere avantaj olacağı yerde dezavantaja  dönüşebilmekte ve gün geçtikçe mükemmeliyetçi ya da korumacı aile tipleri çoğalmakta. Sonuç ise karar verebilen, yaratıcı, düşünebilen bireyler yerine bağımlı ve sürekli, , bir otorite, kurtarıcı arayan yığınlar oluşmakta. Bireyselliğin gün geçtikçe arttığı toplumsal değerlerin maddi kriterlerle şekillendiği son yıllar da çoğalan bir diğer aile modeli ise İLGİSİZ aile . Ya büyük hırslarla ve özlemlerle hem kendi hayatlarını ve hemde çocuklarını ihmal ediyor ve kaybettikleri değerlerin farkına bile varmıyorlar ya da gerçekten ekmek parasına yığınlar içerisine kaybolup gidiyorlar… Bu saydığım bütün durumlarda da çocuklarımız, gençlerimiz ya bizlere ya da meta değerlere çok bağımlı bir şekilde yetişiyor ya da ilgisizlikten hiç standardı kalitesi olmayan yaşamlar sürmeye mecbur oluyor ve hayat boyu doyumsuz ve arayış içerisinde sürdürüyorlar hayatlarını…

 

            Acaba yapılması gereken şeyler çok mu zor ? Yoksa Balıkçının yaptığı kadar zor mu ? Yoksa Balıkçının yaptığı kadar basit mi? Onların yanında olmak , yardım etmek , karar vermelerine fırsat vermek , hata yaptıklarında anlayış göstermek ve anlamlı müdahalelerde bulunmak , bizden bağımsız bireyler oldukları kabul ederek onlara yaklaşmak , onlara söz hakkı vermek ne kadar zor acaba ?

 

            Bu sorunun cevabı çok karmaşık bilgilerde saklı değil sanırım. Bu gün eve bir saat erken gidin ))… Onlara BAĞIMLI değil , bizlere , ailesine , toplumuna sevgi ile BAĞLI olma fırsatını yaratın…

Bu yazı toplam 12290 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0096
Güneydoğu Haber