Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Remzi DEMİR
Remzi DEMİR
30 Ocak 2012 Pazartesi
EĞİTİMDE YAP BOZ

Bu hafta MEB Ömer Dinçer TRT de yayınlanan bir programda soruları yanıtladı. Temel başlıklar öğretmen ihtiyacımız, öğretmen alımı, atamalar, VAN da ki durum, tayinler vs.

 

Sorulan sorular arasında sürekli değişen sınav sistemi de yer aldı. Sayın Ömer Çelik bu soruya Eğitim"in politik meselelere malzeme olmaması gerektiği ve bu güne kadar her gelen hükümetin kendi düşüncelerine ve felsefesine göre uygulamalar yaptıklarını bildirerek yanıt verdi. Kesinlikle doğru. Ancak verdiği bu cevapla kendi partisi ve uygulamaları da çelişiyor. Maalesef programın konukları bakanımıza bunu söyleyemedi. Neden mi? O kadar alıştık ki gereksiz, sorgusuz, sualsiz, başlığı var ama içi boş televizyon programlarına, bu programların da yanlı ve tek elden yönetilmesine… Bu bambaşka ve başlı başına ayrı bir konu. Bu gün hükümet Fransa"yı eleştiriyor. Fikir özgürlüğünden bahsediliyor. Ya ülkemizde durum nedir? Muhalefet partilerinin ne hikmetse iktidarı çığırından çıkaran bir iki cılız diklenmesi mi fikir özgürlüğü olarak kabul ediliyor…

 

Sadece Ak Parti döneminde kaç sınav sistemi değişti şu an sayamıyorum. Neden mi? Bırakın özünü sorgulamayı, öğrencilerimizi bu entrikalı sistem içerisinde en düzgün yere yerleştirebilmek adına her yıl sürekli değişen kural ve uygulamaları kılavuzları didik didik ederek gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Seneye tekrar SBS değişiyor. Eski OKS de olduğu gibi başa dönerek aynı uygulamayı gerçekleştireceğiz. Ösym katsayıları, alan seçimini kaldırdı vs. Evet bu sistemlerin elbette eleştiri alan pek çok yönü var. Ancak öyle görünüyor ki günübirlik ve kuralsız, kaidesiz bir kausa doğru yol alıyoruz.

 

Sayın Dinçer bu yıl 17 bin öğretmen alabileceklerini bunların da eş durumunda en az bir diğer özür guruplarında 3 yıl atandıkları yerlerden oynamamak koşulu ile atanacaklarını bildirdi. Sadece bu yıl için gerçek ihtiyacın en az 40 bin öğretmen olduğunu ancak her yıl 140 bin civarında öğretmen adayının üniversitelerden mezun olduğu istatistiklerini paylaştı. Bu sayılar kesinlikle doğru ve hatta azdır. Bu durumu da başarılı öğrencilerin öğretmenliği tercih etmemeleri ve başarısız öğrencilerin ise en azından öğretmen oluruz mantığıyla hareket etmeleri ile açıklıyor. Herkesin üniversitelerden devlete yerleşmek için mezun olduğunu ve yanlış olduğunu anlatıyor. Bu memlekette özel sektör de ne şartlarda çalışıldığının farkında değiller. Sayın Dinçer başarı konusunda da oldukça yanılıyor. Bakanımızın sanırım bu gün bir ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünün kaç puanla öğrenci aldığını bilmiyor. Bu söylediği Fen Edebiyat bölümleri için geçerli olabilir ancak Eğitim Fakültelerine ancak başarılı sayılabilecek öğrenciler girebiliyor. Yukarıda bahsedilen rakamlardan dolayı da eğitim fakültelerinin daraltılmasını istiyor sayın Bakan. Fen Edebiyatlar meselesini Eğitim Fakülteleriyle karıştırıyor sanırım… Ve konu uzuyor gidiyor. Nereye dokunsanız kaus…

 

Milli güvenlik derslerinin amacına uygun işlenmediği için kaldırılması, Kutlamaların özünün önemli olduğu … Evet bunların hepsi doğru… Yıllarca bu memleketin değerleri, tırnağı ile kazıyarak kan ile can ile bedel ödeyerek kazandığı zaferleri dünyaya karşı gururla kutladığı her şey adım adım, için, için değersizleştirildi ve bugün aynen denildiği gibi özünden saptırıldı. Şimdi Arapça dersler müfredata giriyor. Hiç farketmez. Yıllarca İngilizce eğitim verdiğimiz bir lise mezunu ancak i love you diyebiliyor.

 

Önemli olan ne müfredat ne zorunlu eğitim yılı ne de sınav sistemi… Bunlar zaten özünü kaybedeli ve oynanmaktan laçka olalı yıllar oluyor. Biz ne batı özentisi olsun diye İngilizce öğrenen ne de herşeyi dine bağlayan insanlar olsun diye arapça öğrenen nesiller istiyoruz. Düşünebilen, problem çözebilen, insan haklarına saygılı, dünya da var olabilen ve kimliğimizi dünyaya kabul ettirebilecek üreten Atatürkçü nesiller istiyoruz. Neden mi? Atatürk; kutsaldır, tartışılmazdır, kusursuzdur, ilahtır diye değil. Evet ilahtır ama nedeni bu değil. Dünyada var olmamız ve hak ettiğimiz bağımsız, saygın, demokrat ve çağdaş insanlar olabilmemiz için mücadele etmiştir. 19 Mayısı da kutlamalarını cıvıklaştırın, dersleri ekin, hatta kutlamaları kaldırın diye bayram ilan etmemiştir…

 

Öyle görünüyor ki yap boz dönemi de döngüsünü tamamlıyor ve yine öyle görünüyor ki kara tahtalar silinip yazılmaktan eskidi. Memleket tahtaları tamamen değiştirmeye doğru yol alıyor…

Bu yazı toplam 11463 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0120
Güneydoğu Haber