Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
31 Mayıs 2010 Pazartesi
Sosyal Demokrat Geçinenlerin İki Yüzü

Bence bazı sosyal demokrat geçinen köşe yazarları Kemal Bey"i ve CHP"sini desteklemek için yazı yazmasınlar. Kendileri pek fark etmeyebilir ama faydalarından çok zararları dokunuyor.

Bunun tipik örneklerinden biri Güneri Cıvaoğlu… 30 Mayıs 2010 tarihli Pazar Kahvesi"nde, genel olarak sosyal demokratların kafa karışıklığını ve iki farklı yüzünü resmeden, inanılmaz bir çelişki sergileyen ve “Bu kadar çelişkinin bir sayfaya böylesine net aksetmesi nasıl bir hikmettir yarabbim!” dedirten türden iki farklı başlık açmış. Bu başlıklardan birincisi Kemal bey"le ilgili “Hedef Yüzde Kırk Oy”, ikincisi ise Formula 1"le ilgili “Cannes-Nıce-Monaco”. Bu iki yazı ile verilmeye çalışılan mesajlar birbirine öylesine zıt ki Cannes-Nice-Monaco hatıratı, Hedef Yüzde Kırk Oy başlığı altında yer alan ifadeleri bütünüyle hava-cıva haline getiriyor; tahfif ediyor.

Bu iki yazı bir arada okunduğunda;

ü  SONAR anketi ile Kemal Bey"in %40 hedefi Formula 1"in “heyecan artırıcı cayırtısı” ile,

ü  “barbar liberalliği”, Cannes sahillerinde salınan dilberlerle, pahalı otomobillerle, görkemli yatlarla, tıklım tıklım dolu sahil lokantaları ve Formula 1 tutkusuyla,

ü  “beyaz mürekkeple açılan yol”, Rus milyarderlerin sevgililerinin porselen beyazı tenleriyle,

ü  “halk adamı, halk çocuğu” nitelemeleri, Elton John"un “Sir” ünvanı üzerinden vurgulanan “statü ve elitizm” saplantısıyla, 

ü  Türkiye"deki “siyasal partiler”, her tür çılgınlığın yaşandığı pembe martini içilen ”defile partileri”yle,

ü  “Zamanın ruhu”, küresel liberal ekonomi rüzgarlarının bütün kuvvetiyle estiği, “barbar liberalliğin” yapay cennetleri niteliğindeki Cannes-Nice-Monaco otelleriyle, diskolarıyla, eğlence mekanlarıyla, partileriyle, ışıltılarıyla

birbirine karışıyor…

Benim anlayamadığım, “barbar liberalliğin” bütün bu nimetleriyle dolu dolu sefahat ve şatafat içinde geçen “3 keyifli gün”de Türkiye siyaseti aklına gelince püfleyenlerin Türkiye"ye döndüklerinde neden “Neyse ki Kılıçdaroğlu dönüşte hoş bir sürpriz oldu.” dedikleri.

Yani, “barbar liberalliğin” nimetleriyle dolu dolu geçen birkaç günden sonra “küresel liberalizmin rüzgarıyla yelkenleri dolan AKP” yerine, neden küresel liberalizmin krizinden nemalanacağı öngörülen “sosyal demokrat” tandanslı bir politikacı “hoş bir sürpriz” olabilir ki?…

Eğer bu politikacı gerçekten iddia edildiği gibi “halk adamı ve halk çocuğu” ise, Cannes-Nice-Monaco"daki pembe martinili defile partilerinden sonra olsa olsa “bu da nereden çıktı denilecek türden kötü bir sürpriz” olmalı değil miydi?.

Bir diğer ifadeyle, ya “halk çocuğu, halk adamı” ya da Cannes-Nice-Monaco sahillerinde ve caddelerinde salınan dilberlerle gönül eğlendiren, Monaco yat limanına bakan Hotel de Paris"in terasında Formula 1 tutkusunu yaşayan “halktan bütünüyle kopuk” birisi olmak gerekmez miydi?

Bu iki farklı dünyanın, inanılmaz bir lüks düşkünlüğü ve elitizm hayranlığıyla “halk”a dair şeylerin aynı bedende, aynı kafada ve aynı kalpte bir arada barınması nasıl mümkün olabilir? Bu kadar çelişkinin bir sayfaya bu kadar net aksetmesi nasıl bir hikmettir.

Belki de bütün bu soruların cevabını, bu kafa, ruh ve beden uyumsuzluğunu, sosyal demokratların bu en büyük “trajedisi”ni, bir Etro marka gömlek özetliyordur…

Cannes-Nice-Monaco sahillerinde salınan dilberlerden, görkemli yatlardan, lüks otomobillerden, Formula 1"in heyecanlı cayırtılarından, Etro marka gömlekten yansıyan “barbar liberallik”ten, kısaca  “zamanın ruhu”ndan, halk çocuğu ve halk adamı olma iddiasındaki Kemal Bey ile CHP"sine ne düşer bilemem…

Ancak, Cıvaoğlu"nun Pazar Kahvesi türünden Cannes-Nice-Monaco çeşnili destek (!) yazılarının son derece negatif etkileri olacağından eminim… Gölge etmeseler daha iyi olur…

Kemal Bey de en iyisi ömrünü hazineden geçinerek geçiren bir “devlet eliti” olarak üzerinde iğreti duran, daha da ötesi artık herkesin karnının tok olduğu bu “halkçı ve eşitlikçi” jargona hiç girmesin… Tutturamaz… Kendilerine ve bu millete gerçekten iyilik yapacaklarsa, “Sivil Hak ve Özgürlükler”in önünü açmak için mücadele etsinler; Anayasa Reformu"nu desteklesinler…

 

 

Bu yazı toplam 13635 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0097
Güneydoğu Haber