Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
13 Eylül 2010 Pazartesi
Referandum Sonucunun Siyasal Anlamını Doğru Okumak Üzerine

12 Eylül Referandumu sonucu aylar öncesinden beyan ettiğim “%60 Evet”  tahminime çok yakın çıktı. Referanduma katılan seçmenlerin %58"i “Evet” dedi. Kahin Ahtapot Paul, bu kadarını becerebilir miydi bilemem. Ancak Adil Gür gibi en gelişmiş araştırma yöntemlerini kullanan ve milyonlarca lira karşılığında anketler yapan bir araştırmacının tahmin performansı bile benim performansımla kıyaslanamayacak kadar düşük kaldı. Bendeniz, sadece sezgilerimle ve basiretimle Referandum sonucunu %2 sapma ile tahmin edebildim. Yakınlarım bilir Adana"da % 55 Hayır çıkacağını da belirttim ancak yanlış anlaşılmasın diye kamuoyuna açıklamadım. Bu nedenle mutevazı olamayacağım.

 

Bendeniz, yaptığım görüşmelerden hareketle bu “evet”lerin aslında “hayır” oyu verenlerin 12 Eylül Anayasası"yla ilgili beklenti ve temennilerini de karşıladığına inanıyorum.  Bu nedenle, gönül huzuruyla referandum sonucu, “Evet”ler ve “Hukukun Üstünlüğü” tüm kesimleriyle, MHP"lisiyle, CHP"lisiyle, BDP"lisiyle AK-Partili"siyle, bütün etnik ve kültürel kesimleriyle vatana millete “Hayırlı Olsun!” diyorum.

Ancak, özellikle bu günlerde “evet”lerin “hayr”ını tamamlamak için “Hukukun Üstünlüğü”nün “Üstünlerin Hukuku”ndan farkının idrak edilmesi yönünde özel bir çaba göstermek gerektiğini de düşünüyorum:

“Üstünlerin Hukuku”ndan farklı olarak “Hukukun Üstünlüğü”, bireyden ve toplumdan bağımsız olarak sadece iktidarla ilgili bir olgu değildir. “Üstünlerin Hukuku”, politik iktidarın konumunu güçlendirmeyi ve etkinliğini artırmayı hedeflerken, “Hukukun Üstünlüğü” iktidarların “bireysel hak ve özgürlükler” namına sınırlandırılmasını amaçlar. Politik iktidar karşısında her bireyin canının, malının, inancının, hayat tarzının ve haysiyetinin emin olmasını hedefler. Bu “hak”ların korunması ise “Hukukun Üstünlüğü” üzerine yapılan bütün çalışmalarda açıkça görüleceği gibi büyük ölçüde bir “ahlâk” sorunudur. Bu sivil hak ve özgürlükler, sadece yasa uygulayıcıları ve pozitif hukuk kuralları (yasa ve yönetmelikler) tarafından korunamaz. Bireylerin birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı göstermelerini, kendilerini diğer bireyler karşısında “emin” hissetmelerini sağlayabilecek bir “ahlâki çerçeve” de gerektirir. Bu “ahlâk”ın platformu doğal olarak ekonomisiyle, siyasetiyle bütün bir toplumdur. Bu platformun temel bir unsuru olarak “siyasette ahlâkın tesisi” ise çok büyük önem taşımaktadır. Öyle ki “evet”teki “hayr”ın tamam olması için bundan sonra atılması gereken ilk adım öncelikle “siyasette ahlâkın tesisi” için olmalıdır.

Bu referandum sonucu, Türkiye"de ve Adana siyasetinde ahlâkın tesisi yönünde bir beyaz sayfa açmak açısından da büyük bir fırsattır. Bu ahlâklı siyaset sürecinde ilk adımı mevcut AK-Parti Adana İl Başkanı Mustafa Kebude atabilir. Zira sağında ve solunda konuşlanmış bazı milletvekilleri huzurunda kamuoyuna “Yerel seçimlerde ve referandumda AK Parti kentte ikinci parti olursa il başkanlığı görevini bırakacağım.”, “Adana"da referandumda “Evet”ler %60"ın altında çıkarsa istifa edeceğim” şeklinde beyanatı vardır. Ahlâklı olma iddiası olan ve Hukukun Üstünlüğü"ne saygı duyan bir siyasetçinin bu beyanatının gereğini de yerine getirmesi beklenir. Böylece aynı çatı altında siyaset yaptığı insanlara ve siyaset arenasına anlamlı ve onurlu bir mesaj da vermiş olur.

Bundan sonraki süreçte Sayın Başbakan"ın asıl mücadele ve mücahedesi de kanaatimce öncelikle “siyasette ahlâkın tesisi”; ahlâklı ve dürüstlüğü tescilli insanları siyasete ve bürokrasiye kazandırma mücadelesi olacaktır, olmalıdır. Referandum sonucunun ana teması budur.  Sayın Başbakan, Anayasa Reformu gibi memleketin alî meselelerini çözme sürecinde yakaladığı bu fırsatın “siyasette ahlâkın tesisi” açısından kıymetini de çok iyi bilecektir, bilmelidir…  “Hamam” değişmiştir, “tas” da değişmelidir. İftirayı ve yalanı meslek edinmiş, kendine ve hiç kimseye, harim-i ismete ve mahreme, bir fincan kahvenin hatırına, ekmek ve su hakkına hürmeti olmayan “haysiyet katilleri” siyaset arenasından hızla ihraç edilmelidir. Güven ortamını tesis edebilecek, Türkiye"nin ve özellikle de kendi yöresinin (benim açımdan Adana"mın, Osmaniye"min) nabzını tutabilecek, sağlıklı ve dürüstçe iletişim kurulabilecek, insanlar arasındaki ilişkileri düzeltecek ve geliştirecek kaliteli ve kapasiteli insanların siyasete kazandırılması için çalışmalar yürütülmelidir.

Aksi halde,  siyasette ahlâk tesisi edilemediği sürece, Hukukun Üstünlüğü benim gibi sıradan insanlar açısından bir kuru gürültü olarak kalacak, Türkiye için çok önemli olan bu referandum sonucunun, bu “evet”lerin “hayr”a tebdil olması beklenemeyecektir.

 

    .

Bu yazı toplam 12848 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0136
Güneydoğu Haber