Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
28 Şubat 2011 Pazartesi
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Beraat”i

Katolikler"in İslam"dan en önemli farklılıklarından biri, “azizlerinin ölmüş insanlar olması”dır. Batı tarihine şöyle bir göz atanlar, kilisenin ateşlerde yaktığı kişileri asırlar sonra “aziz” ilan ettiğine ilişkin çok sayıda örnek bulabilir. Misal; Jean d"Arc.. Bu “necro-worship” geleneğinin ülkemizde de çok derin izleri olduğunu, atasözlerimize dahi sindiğini defalarca gözledim: Hani ne derler: “Kel ölünce sırma saçlı olurmuş”… “Kör ölünce badem gözlü”… Mevtanın arkasından zinhar konuşulmazmış… Öyle ki, hayatları boyunca birbirinin arkasından en ağır sözleri söyleyenler, küfredenler, iftiralar atanlar, yalan söyleyenler, kuyu kazanlar, nifak tohumları ekenler, darağacı kuranlar, haysiyet katilliği yapanlar taraflardan birinin ölümü karşısında adeta karakter değiştiriyorlar… Bir günah çıkarma furyası başlayıveriyor. Ortalık mevtanın arkasından ağıtlar yakandan, onun değerinden ve hizmetlerinden söz edenden geçilmiyor… Bu bana ölünün içini samanla doldurmak, onu putlaştırmak gibi geliyor. Hele de bu yüceltme operasyonunun siyaseten, mevtanın siyasal terekesinden istifade etmeye, durumdan oy tahvil etmeye çalışanlar tarafından yapılması insanın içini bulandırıyor.

Açık söylüyorum: bu “necro-worship” bana uymaz… İnancım gereği hiçbir ölünün arkasından tapınıcı olamam. Kimseyi “aziz” ilan etmeye de niyetim yok… Bana göre hayatta iken “kel ve fodul” olan, ölse de “kel ve fodul”dur… Hayattayken gönül gözü “kör” olan, öldükten sonra da “kör”dür… Hayattayken “adam” olan, gönül gözü açık olan, cömert olan ise öldükten sonra da öyledir… Herkes nasıl yaşadıysa öyle ölür… Nasıl öldüyse öyle dirilir… Nasıl dirildiyse öyle haşrolur… Bu mülahazalarla, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız"ın hayatı ve vefatıyla taşıdığı mesajı anlayabilmek için, onunla sıradan bir insan olarak, bütün zaafları ve faziletleriyle, hayattaymış gibi empati kurmak isterim…

Ben Necmettin Erbakan olsam, ““necro-worshipper”ların, beni azizleştirmeye çalışanların cenazeme katılmasını, tabutuma dokunmasını, adımı ağzına almasını istemem. Necip Fazıl"ın dilediği gibi, cesedimi, çelengim ve top arabam olmaksızın, “dört tam inanmış adam alsın götürsün” isterim. Sadece “dört tam inanmış adam”… Cesedimi toprağa “beni kafasında nesneleştirmeyen, acizane fani bir insan olarak gören; günahlarımla, kusurlarımla, iyi ve kötü yönlerimle tanımaya değer bulan; sağlığımda arkamdan iftiralar etmeyen, yalan söylemeyen; bırakın iftirayı ve yalanı, kusurlarıma, günahlarıma, hatalarıma örtü olmaya çabalayan; “dost”un ne için olduğunu idrak etmiş dört tam inanmış adam” versin isterim…

Cenaze namazımı, merhumu nasıl bilirsiniz sorusuna dilinin ucuyla “iyi bilirdik” diyenler, seçim öncesinde bir yerden aday olabilir miyim diye görüntü vermeye gelenler değil; Hukuk Fakültesi"nden mezun olduktan ancak beş yıl sonra ancak başbakanlığım döneminde avukatlık stajını tamamlayabildiği için yüreğinde minnet duyan tesettürlü kızlarım, gençlik yıllarında rahle-i tedrisatımda vatan, millet ve din için emek harcadıktan sonra hasbelkader siyaseten yollarımız ayrılsa da gönlünden saygı ve sevgimizi eksik etmeyen talebelerim, her ne kadar beşeri zaaflarımız nedeniyle kendilerine bazen siyaseten kusur ettik ise de vefatımızı duyunca nereye gittiğimizi “innâlillâhiveinnâileyhiraciûn” diyerek tasdik eden vefalı evlatlarım, tuz ve ekmek hakkını bilen gönüldaşlarım, kardeşlerim kılsın isterim…

Hulâsa, ben Necmettin Erbakan olsam, cenazemin arkasından yürüyenlere, lîsan-ı hâlimle, “Ey halk! Hepiniz bir gün öleceksiniz! Üç kuruşluk çıkar için size güvenenlere çamur atmayın! Sizi adam sayanlar aleyhinde koğuculuk yapmayın! Laf taşımayın! Masum insanlar aleyhinde yalan ve iftiradan sakının! Burada, siyasal entrika ve dolaplardan kimseye bir fayda yok! Hayatınız boyunca evvela “Emin” olmaya çalışın! Siyaseten yollarınız ayrılsa da kardeşlerinizle aranızı açmayın! Yalnızca zalimlere isabet etmekle kalmayacak fitnelere yol açmaktan kaçının! Fitne, “katl”den eşeddir!” derdim…

…

Bendeniz de bu vesile ile Türkiye"yi kısa sürede bir Üçüncü Dünya ülkesi olmaktan çıkarıp gelişen dünyanın etkin bir aktörüne dönüştüren kadroların yetişmesine büyük emeği geçen muhterem hocamızın, hayatı boyunca dile getirdiği gibi “beraat edenlerden” olmasını, “Rahmet –i Rahman”a kavuşmasını, salihler arasında haşrolmasını temenni eder; ailesine ve yakınlarına da taziyelerimi sunarım…

“innâlillâhiveinnâileyhiraciûn”

Bu yazı toplam 19423 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0097
Güneydoğu Haber