Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
16 Mart 2010 Salı
“Nur Suresi” Sadece “31. Ayet”ten mi İbarettir?

Türkiye"de politik kesimler arasındaki saflaşmanın büyük ölçüde “başörtüsü” eksenli olduğu; başörtüsünün, tarafların kendi politik duruşlarını ifade etmede kullandığı bir “sembol”e indirgendiği malûm…

Meş"um 28 Şubat Süreci sonrasında bu “sembol” etrafında daha da keskinleşen politik saflaşmanın, küresel gelişmelerin Türkiye"ye dayattığı “Büyük Dönüşüm”ün tam olarak anlaşılmasını bütün taraflar için güçleştirdiği kanaatindeyim…

Politik konumlarını başörtüsü karşıtlığına indirgeyen ve konken partilerinde başkaca bir birikim edinemediklerinden dolayı kendilerini ancak “çarşaf yırtarak” ifade etme zavallılığına duçar olan kesimler kadar,  İslâm"ın “güzel ahlâkı tamamlama” misyonunu yadsıyarak kuru bir başörtüsü taraftarlığını “dava” edindiğini iddia eden kesimler de arkaplanda “faydacı” özellikler arzeden bir “idrak tıkanıklığı” ile malûl görünüyor…

Öyle ki her iki taraf içinde de kendi özel çıkarları söz konusu olduğu zaman hiçbir “erdem ve değer” tanımayacak kadar alçalabilen, küçük hesapları uğruna en temel ulusal, dinî ve ahlâki değerleri,  çileli yılların birlikteliklerini  ve dostluklarını pervasızca ayaklar altında çiğneyiveren kalitesiz tipler var.

Benim, “çarşaf yırtıcı” konken kokoşlarıyla bir sorunum yok… Onların cevabını göstermelik de olsa, “çarşaf açılımcısı” otoriter Genel Başkanları anında verdi çok şükür… Zavallıcıklar, yedikleri paparayla, yırttıkları çarşafın parçalarını nasıl bir araya getireceklerini, suçu kime atacaklarını şaşırdılar…  “Tanrı” yardımcıları olsun…

Benim asıl sorunum, politik ikbalini sürdürebilmek için başörtüsünü istismar eden, kapı arkalarında mezunlarına iftiralar ettiği İmam Hatip Liseleri"nin mezun toplantılarına katılıp, “katsayı” sorunuyla ilgili  “hamasî” cümleler kurarak, ne anlama geldiğini dahi kavramadığı “insan hakları”ndan söz ederek, “ede”lik geleneğinden kapabildiği kadarıyla İmam Hatip Lisesi mezunu Genel Başkanı"na göndermeler yapmaya “çabalayan” müfterî politikacı müsveddeleriyle…  Bu türden zübükler karşısında;

Evvelen, Sayın Genel Başkan"ın, AK-Parti aleyhinde kullanılmaya ve provokasyonlara açık olduğu tescilli bu politikacı müsveddesinin “öznesi ve yüklemi belli olmayan” samimiyetsiz ve içeriksiz “şablon” cümleciklerinden etkilenmeyeceğini temenni etmek isterim…

Saniyen, evet, başörtüsü Allah (c.c.)"ın emridir… Amenna… Ancak,  Kur"an-ı Kerim sadece Nur Suresi"nden, Nur Suresi de sadece başörtüsünü emreden 31. Ayet"ten ibaret değildir.  Bir bütün olarak Kur"an-ı Kerim, özelde ise  Nur Suresi, başörtüsünün ya da herhangi bir sembolün istismarcı politikacı müsveddeleri elinde, bertaraf etmek istedikleri ancak başkaca bir kulp da takamadıkları haysiyetli insanları budayıcı bir “ustura”ya indirgenmesini engelleyici manada beyanlar ve hükümler de içerir. Furkan-ı Hakim"deki çok sayıda ayet yanında, Nur Suresi "nin 11-16. ayetleri,  kendince küçük hesapları için yalan ve iftirayı bir yöntem olarak benimseyen, mütedeyyin ve namuslu hanımlara pervasızca iftira atan kalitesiz ve hain tabiatlı politikacılar ile yamayıcıları için bakınız ne der:

“11.Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.  12.Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü"minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: "Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi? 13. Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir. 14. Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu. 15. O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah Katında çok büyük (bir suç)tür. 16. Onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?”

Salisen, bu ayetlerden her haysiyetli insanın kendince alacağı bir ders, çıkaracağı bir sonuç olmalıdır.  Acizâne, benim çıkardığım sonuç da şudur: Haysiyetli insanlar, bırakın hasbelkader aralarında ekmek tuz hakkı oluşan kişilerin, yedi kat yabancıların dahi ailesi ve eşleri hakkında ileri geri konuş(a)maz. Ne gerekçeyle olursa olsun bir diğerinin eşinin kıyafet tercihini diline dola(ya)maz; dilini insanların mahremine uzat(a)maz. Hele de bir erkeğin bir hanımefendinin kıyafeti hakkında ileri geri konuşması, söylenen doğru dahi olsa, en hafif kelimeyle ayıptır, haysiyetsizliktir… Ancak.. Hele bir de yalansa, iftiraysa, bühtansa… Bu dünyada keffareti yoktur…

Rabian, mal-mülk kazanmak, makam-mevkî edinmek, kadrolaşmak ya da kendince bir hizmete katkı sağlamak v.s. hiçbir kişisel ya da toplumsal amaç yalan ve iftiranın bir yöntem olarak benimsenmesini meşrulaştıramaz…  Hiçbir amaç, araçtan bağımsız değildir… Kendince amacınız ne kadar yüce de olsa da, yalan ve iftiranın yöntem olarak benimsenmesi, ister başörtüsü taraftarı isterse çarşaf yırtıcı olun, ancak “fitne  ateşi”ni yakacaktır… Fitne, katlden; yalan ve iftiradan mütevellid fitne ise kılıçla çıkarılan fitneden eşeddir… Ve fitne ateşi, bir kez alev aldığında, maazallah, sadece zalimlere isabet etmekle kalmaz… Herkesi ve her şeyi, çarşaf yırtıcıları kadar başörtüsü taraftarlarını da, zalimler kadar mazlumları da yakar…

Ahiren,  Kur"an-ı Kerim"e göre, herkesi kuşatabilecek bu fitneye karşı durabilmek için, “içinizden biri size bir yalan ve iftira ile geldiğinde”, önce kendi nefsiniz adına bir zanda bulunmak, empati yapmak gerekir: Eğer iftira konusu eylemi kendinize yakıştırıyor iseniz, söylenene sonuna kadar inanmakta serbestsiniz… Buna karşı söylenebilecek tek bir söz olabilir: Hasbinallahivenimelvekil… Ancak karakteriniz ve müktesebatınız buna uygun değilse, Nur/16"da ifade edildiği gibi, “Onu işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen Yücesin; bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekir… Diyemezseniz,  haksızlık karşısında susarsanız, ateşi sizi de kuşatacak fitneye kapı açtınız demektir…  

….

Yaşanan yoğun politik ve ekonomik güç paylaşımının baskısı altında yüreğinin saflığını muhafaza edebilen,  insanlıktan zerre kadar nasibi kalan, yalan ve iftiradan kaçınan, insanların gözlerinin içine ikirciksiz bakabilen, eşler üzerinden siyaset yapmayan, eşinin görüntüsü arkasına saklanmayan,  birbirinin mahremini deşelemeyen, sadece Nur/31 için değil, Nur/11-16 için ve güzel ahlâk uğruna da dik durabilen tüm haysiyetli insanlara, kim olursa olsun, politik görüşü ne olursa olsun, selam olsun…

Bu yazı toplam 18970 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0095
Güneydoğu Haber