Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
13 Eylül 2011 Salı
LİBYA VAKASI NASIL OKUNMALI

Ortadoğu"ya yönelik her operasyonda "emperyalist güçler"in bölgenin “petrol kaynaklarını” ele geçirmeye çalıştığı vurgusu ön plana çıkmaktadır.

           

Bu iddialarda kısmen gerçeklik payı olabilir. Ancak, Ortadoğu"nun petrol kaynaklarının zaten mevcut yönetimler altında büyük ölçüde batı kökenli ulusötesi şirketler tarafından kontrol edildiği, daha da ötesi bu şirketlerin kırk yıldır bölgede keyfince diktatörlük yapan odaklarla işbirliği içinde olduğu dikkate alındığında bu iddia, bölgede yaşanan son gelişmeleri açıklamada yeterli görünmemektedir.

 

            Bendeniz Ortadoğu ve Kuzey Afrika"da yaşananların, “emperyalistlerin” petrol kaynaklarını ele geçirme operasyonuna indirgenemeycek, güncel piyasa verileriyle açıklanamayacak derecede karmaşık bir sürecin, değişimi zorlayan çok daha derin bir dalganın yansımaları olduğunu, hatta "insanlık tarihinin yeni bir aşaması"nda olduğumuzu düşünüyorum.  

          

            Şöyle ki;

Bu derin dalga, “ekonomik zenginlik kaynağı”nın değişmesidir.

Tarih boyunca ekonomik zenginlik kaynağındaki değişimler, toplumsal dönüşümün de temel belirleyicisi olmuştur.

 

İnsanlık, Tarım Devri"nden Sanayi Devrimi"ne uzanan tarihsel süreçte “toprağa ve saban” a dayanan Geleneksel Ekonomi Politik"ten "Fiziksel Sermaye Stoku"na ve Kitlesel Üretim Teknolojileri"ne dayanan Modern Ekonomi Politiğe doğru evrilmiştir.

 

Bu süreçte sosyal, kültürel ve politik yapılarda büyük dönüşümler yaşanmıştır. Politik alanda, Büyük İmparatorluklar yerini dışişlerinde çatışmacı, iç işlerinde bağımsız ulus devletlere bırakmıştır.

 

Bu ulus devletlerin temel özelliği, merkeziyetçi ve homojenleştirici olmasıdır.   Bunları sağlamanın yolu ise bilginin tekelleştirilmesi, dezenformasyon ve gizliliktir.

 

Ancak, insanoğlu ilerlemesini sürdürmüş, 1980"lerin ikinci yarısından itibaren yeni bir kıta keşfetmiş ve yeni bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu kıta “SANAL KITA” dır. Yeni devrim ise “ENFORMASYON TEKNOLOJİLERİ (IT) DEVRİMİ” dir. Bu gelişmelerin en önemli boyutu, artık başlıca ekonomik zenginleşme kaynağı"nın "Fikri Mülkiyet" olmasıdır.

 

Fikri Mülkiyet'in kaynağı ise “insan aklı”dır. Mevhum bir dehanın büyük harfle “Akıl”ı yani herkes için bağlayıcı bir "total akıl" değil, bütün çeşitliliği ve farklılığıyla "sıradan insan aklı”dır; yani "bireysel akıl"dır. Hangi "bireysel akıl"ın daha üstün ve yaratıcı olabileceğinin bir ölçütü ise yoktur. Dolayısıyla, yeni dünyada zenginliğin kaynağı, "aklın çeşitliliği"dir.

 

"Akıl" ne kadar çok ve çeşitli ise "fikir" o kadar çok ve çeşitli olacak, ekonomiler de o kadar zenginleşme ve büyüme potansiyeli yakalayacaktır. Bu yeni dünyada her bireysel akıl, tüm insanlık için bir ekonomik değerdir; bir refah zenginleşme  ve büyüme  kaynağıdır.

 

Öyleyse, hangi gerekçeyle olursa olsun tek bir insanın dahi keyfi olarak baskı altında tutulması, düşüncenin sınırlandırılması ve tektipleştirilmesi, tüm insanlığın refahı ve zenginliği için bir tehdittir.

 

Bu tehdidin yok edilmesi, Sayın Başbakan'ın Suriye özelinde beyan ettiği gibi Türkiye'nin, hatta tüm insanlığın “içişleri” meselesidir.

 

Bu dünyada, hiçbir ulus devlet egemeni “içişlerinde bağımsızlık” iddiasıyla kendi vatandaşı üzerine kurşun sıkma, bomba atma, kan dökme meşrutiyetine sahip değildir.

 

Bu anlamda, Ortadoğu"da   ve Kuzey Afrika"da yaşanan süreç, ulus devletlerin insan aklını ve yaratıcılığını baskılayan merkeziyetçi, homojenleştirici, hiyerarşik ve otoriter yapılardan arındırılması sürecidir.

Bu sürecin önüne geçilebilmesi ya da tersine çevrilebilmesi ise mümkün değildir.

 

Suriye ve Libya örneklerinde görüldüğü gibi, bir azınlık tabakasının Batılı güçlerle ve ulusötesi şirketlerle işbirliği yaparak kendi iktidarını sürdürebilme imkanı kalmamıştır.

 

Batı ülkeleri ve ulusötesi şirketler bu gerçeği gördüklerinden, kırk yıldır göz yumdukları ve işbirliği yaptıkları diktatörlere verdiği desteği bir anda çekmiş; alternatif arayışlar içine girmişlerdir. Son günlerde İtalya, İngiltere, Fransa, ABD ve Rusya gibi ülkeler arasında Libya'daki yeni yönetimin yapısının ne olacağı ve petrol kaynakları üzerindeki kontrolün yeniden dağılımıyla ilgili şiddetli  pazarlıklar yapıldığı duyumları medyaya yansımaktadır. Sürece büyük katkı sağlayan Türkiye de bu pazarlıktan pay alma arayışı içindedir. Buradan çıkacak sonucun Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artıracağı öngörülebilecektir.

 

Ancak, bu pazarlıkların sonucu ne olursa olsun, yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında, asıl önemli olan, işleyen sürecin tamamlanmasının bölge insanlarının potansiyellerini geliştirecek çoğulcu bir özgürlük ortamı sağlayarak her ülkenin “ekonomik performansını” artıracağı gerçeğidir. Bu süreçte,  devletler, şirketler ve sosyal ilişkiler "Sanal Kıta"ya taşındıkça ve enformasyon ağları yaygınlaştıkça bölge insanlarının bilgi üretiminin ve kullanımının artacağı gerçeğidir. Bu ise kaçınılmaz olarak özelde Türkiye ve genelde dünya ekonomisi üzerine pozitif etkiler yaracaktır.

Bu yazı toplam 10670 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0091
Güneydoğu Haber