Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
29 Haziran 2011 Çarşamba
Bağımsız Milletvekillerinin Yapması Gereken

Diyarbakır"la çocukluk çağlarımdan gelen özel bir hukukum vardır. Bu bereketli şehirde üç yıl boyunca Şehitlik"teki Anadolu Lisesi"nde yatılı öğrencilik yaptım. Kürt varlığını ilk defa burada derinden fark ettim… Kulaklarım farklı bir dilin kelimelerine, vurgularına ilk burada aşina oldu… Üzerinden yıllar geçmesine rağmen Diyarbakır"a her zaman ilgi duydum. Diyarbakır"da bir damla kan aksa, yürekten kanadım.  Diyarbakır"la ilgili duygu, düşünce ve beklentilerimi, askeri servis araçlarına yönelik bir terör eyleminde patlatılan bombanın her şeyden habersiz dersaneden çıkan üç gencimizi, Eren Şahin"i, Melek İpek"i ve Ferhat Mutlu'yu hayattan koparıp alması üzerine, 25 Ekim 2008 tarihinde Haber Diyarbakır"da yayınlanan “Diyarbakır, Her Şeye Rağmen Umut!” başlıklı yazımda şöylece ifade etmeye çalıştım:

“ Diyarbakır sayesinde politik, sosyal ve ekonomik sorunlara karşı hep uyanık ve duyarlı oldum… Akademik çalışmalarımda ekonomi politik üzerine uzmanlaşmaya gayret ettim… Her akademik ya da güncel politik tartışma içinde, hep içimde bir yerlerde varlığını sürdürdüğünden olsa gerek,  hep Diyarbakır çıktı karşıma… Beni kuşatan kurumsal yapıyla, geleneklerle, dinle, hukuk düzeniyle, ekonomik sistemle, hep Diyarbakır üzerinden hesaplaştım… İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, göç, terör, organize suç, anayasa reformu  gibi sorun yumakları Diyarbakır suretinde tecelli ediverdi önümde… Adana, Ankara, Avrupa Birliği üzerine incelemelerim hep Diyarbakır"a pencere açtı… Diyarbakır hesaba katılmadan hiçbir temel sorunun çözülemeyeceğine inandım… Bu şehir akademik ve kişisel hayatım boyunca hiç bırakmadı beni… İyi ki de bırakmadı… Final Dersanesi önünde patlayan bombada Eren Şahin"le Melek İpek"le ve Ferhat Mutlu'yla birlikte benim de yarım öldü sanki… Annesini, Eren"in çalışma odasında gözyaşı dökerken gördükten sonra aylarca kendime gelemedim… Sonra, bu saldırıda ağır yaralanan Görkem Emre Öz"ün ÖSS"deki başarısıyla, “İşte Diyarbakır bu dedim!” kendi kendime… “Diyarbakır, her şeye rağmen, umut!”… “

Bu yazının kaleme alınmasının üzerinden yıllar geçti. Sorunlar büyürken çözümler yadsındıkça Diyarbakır Türkiye"nin gündeminde daha çok yer işgal etti.  12 Haziran 2011 seçimleri sonrasında ise Diyarbakır iyice karıştı. YSK"nın, bağımsız milletvekili adayı  Sayın Hatip Dicle"nin milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmadığı yönündeki kararı üzerine BDP milletvekilleri meclise girmeme kararı aldı. Siyasi gerekçelerle, yer yer tehditkâr beyanlarda bulunarak Sayın Hatip Dicle"nin, yasalara ve Anayasa"nın 76. maddesine aykırı da olsa adaylığının geçerli sayılmasını ve milletvekili yapılmasını talep ediyorlar.   Zamansız ve gereksiz bir açıklamayla Kandil de bu engellemenin savaş nedeni sayılabileceğini ilan etti. Bu tartışmalardan nasıl bir sonuç çıkacağını kestirebilmek son derece güçtür. İşin doğrusu, Sayın Hatip Dicle"nin milletvekilliğine engel olan bu cezanın sadece düşünce suçundan kaynaklanması, doğal olarak vicdanları rahatsız etmektedir. Bu nedenle, merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal"ın meşhur “anayasa bir kez delinmekle bir şey olmaz” özdeyişinde dile geldiği üzere, diğer siyasal partilerin de desteğiyle Sayın Hatip Dicle"nin meclise girmesi sağlayacak bir formül geliştirilerek Diyarbakır"daki karışıklığın önüne geçilebilir.

Ancak, ben benzer bir jestin de Sayın Hatip Dicle ile BDP tandanslı bağımsız milletvekilleri tarafından yapılmasını beklerim. Zira, Sayın Hatip Dicle"nin adaylığının düşmesiyle seçilmesi gündeme gelen AK Parti milletvekili Sayın Oya Eronat sıradan biri değil. Eğitim yolunda çabalarken Final Dersanesi önünde patlayan bombayla genç yaşta yaşama hakkı gaspedilen merhum Eren Şahin"in annesi. Diyarbakır"ın ve BDP"lilerin, hariçten müdahil olmaya çabalayan Kandil"in eline demokratik yöntemlerin işlemediği iddiasıyla eylemsizliğe son verme gerekçesi vermemek için dahi ılımlı bir strateji belirlemesinin, demokratik süreçlerin işlemesine katkı sağlayabilmek amacıyla meclise girmesinin herkesin, en çok da Kürtlerin yararına olacağına inanıyorum. Bu çerçevede, kendilerince haklı olsalar dahi, gerilim yaratmak yerine Sayın Oya Eronat"ın milletvekilliğinin önünü açarak çözümün silahlarda değil siyasal zeminde aranmasına ve toplumsal barışın sağlanmasına anlamlı bir katkıda bulunabileceklerini düşünüyorum. Daha da ötesi, Diyarbakırlılar"ın, Hatip Dicle"nin ve BDP"nin, Eren Şahin"in hatırasına hürmeten Sayın Oya Eronat"a bu jesti yapma yükümlülüğü altında olduğuna inanıyorum. Bu noktadan sonra AK Parti için de BDP için de bir eksik ya da bir fazla fark etmez. Ancak, emin olun böyle bir jest Eren Şahin"i katleden bombayla ölen yarımızı da yeniden diriltecek; bu ülkede etnik ayrımcılığa karşı olan sağduyulu insanların Diyarbakır"la ilgili hissiyatına ve umutlarına daha çok tercüman olacaktır.

Bu jest yapıldığında ve bağımsız milletvekilleri Diyarbakır'dan Ankara'ya dönüp TBMM"ne girerek her koşulda demokratik çözümden yana olduğunu gösterdiğinde, eminim ki TBMM"de gurubu bulunan tüm siyasal partiler, Sayın Dicle"nin başına gelene benzer talihsizliklerin ilerleyen dönemlerde tekrar yaşanmasını engelleyebilecek yasal ve anayasal düzenlemeleri yapmak için harekete geçeceklerdir. Uzun dönemde bu, Sayın Hatip Dicle başta olmak üzere, herkes için daha faydalı ve hayırlı sonuçlar üretecektir.

 

Bu yazı toplam 12517 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0121
Güneydoğu Haber