Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Vedat KAHYALAR
Vedat KAHYALAR
vedatkahyalar@hotmail.com
TÜRK SİYASETİ KİLİTLENDİ
Nokia'nın akıbeti mi, Barabbas ahlakı mı?
 
Türk siyaseti bir çıkmazın içinde. Bir yanda ekonomik kriz ve geçim derdi, diğer yanda akıl almaz bir lüks ve şatafat... 
 
Toplumda adalete ve siyaset kurumuna duyulan güven aşınırken kararsızların ve sandıktan umudunu kesenlerin olaganüstü artması, siyasete verilmiş ciddi bir mesajdır.
 
Peki, Türkiye nereye gidiyor?
 
Bence siyasetin aktörleri, dili ve yönetim anlayışı değişmek zorunda. Çünkü robotik ve yapay zekâ çağında yaşayan insanlar, artık eski usûl siyasi kavgalardan, bitmeyen çekişmelerden ve sonuçsuz tartışmalardan yoruldu.
 
Nokia'nın başına gelenler siyasetin de başına gelebilir!
 
2000'li yılların başında cep telefonu piyasasının devlerinden Nokia, rakiplerine üstünlük kurmuştu. Ancak 2007'de iPhone'un tanıtılmasıyla oyunun kuralları değişti. Nokia, yeni teknolojik dönüşüme yeterince hızlı uyum sağlayamadı ve 2013'te telefon bölümünü Microsoft'a sattı.
 
Sebep "oyunun kuralları değişmişti "
 
Nokia'nın hikâyesi açık bir ders veriyor: Dün başarılı olmak, yarın başarılı olmanın garantisi değildir.
 
Siyaset için de durum farklı değil. Toplum değişirken eski yöntemlerde ısrar edenler, geçmişin başarılarına güvenerek geleceği kaybedebilirler. Seçmen artık hamaset değil çözüm, ayrıcalık değil adalet, propaganda değil güven istiyor.
 
Ancak Türkiye'nin meselesi yalnızca siyaset yöntemlerinin eskimesi değil; aynı zamanda bir ahlak meselesidir.
 
Peygamber'in örnekliği nerede kaldı?
 
Hz. Muhammed'in (SAV) örnekliği; tevazu, adalet, merhamet ve mazlumun yanında durmakla anlam kazanıyordu. Halkın içinde yaşayan, insanlarla arasına gösteriş duvarları örmeyen sadelikten örülmüş bir  önderlik anlayışı...
 
Peygamber mescidine gelen yabancılar "HANGİNİZ MUHAMMED ?" diye sorarmış. 
 
Bugün kendisini onun ümmeti olarak tanımlayan yöneticilere sormak gerekiyor: " Peygamber,'in hangi ahlaki özelliklerini örnek alıyoruz? "
 
Bir tarafta geçim sıkıntısı çeken milyonlar, diğer tarafta ihtişam ve ayrıcalık içinde yaşayanlar... Liyakat yerine yakınlığın, adalet yerine çıkarın öne çıktığı bir düzende dinî söylem ne kadar anlam taşır?
 
Başka bir ülkedeki başörtüsü yasağı için arslan kesilenler Türkiye'nin geleceğini berbat eden hırsızlıklar, yolsuzluklar, liyakatsiz atamalar ve bilumum adaletsizlikler için en ufak bir tavır alamadılar.
 
İnanç, yalnızca sözle değil, davranışla da sınanır. Makamı hizmet değil imtiyaz, kamu kaynaklarını emanet değil ganimet gören anlayışın dinî söylemlerle örtülmesi mümkün değildir.
 
Kerbela'dan bugüne değişmeyen soru
 
Kerbela'da Ömer bin Sa'd'ın, Hz. Hüseyin'e karşı yürütülen askerî görev ile Rey valiliği beklentisi arasında kaldığı tarihî anlatılarda aktarılır. O vali olarak uğruna Peygamber evlatlarını bir bir katletti. Nasıl olsa tövbe edip bağışlanabilirdi sonra. Öyle öğretmişlerdi ona.
 
Başka bir örnek Kur'an'dan :
 
"Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz"
Yusuf suresi 9
 
Öldürün, çalın, yolsuzluklar yapın, fon, borsa vurgunu yapın, adaleti mahvedin, torpillerle beş para etmez yakınlarınızı nitelikli insanlara tercih edin ........
 
Sonra tövbe edip, umre yapın, cuma mesajı atıp bağışlananlardan olun .
Ne güzel bir din bu.
Kaynağı ne bu dinin? 
Örnek alınan rehberi, peygamberi kim ?
 
Bu olayların bize düşündürdüğü soru bugün hepimizi ilgilendiriyor.
 
İnsan, makamını ve çıkarını korumak için vicdanından ne kadar vazgeçebilir?
 
Siyasette, bürokraside ve toplum hayatında bunun örneklerini görüyoruz. İnsanlar bazen yanlış olduğunu bildikleri davranışları, kendi çıkarları veya mensubu oldukları çevre uğruna savunuyorlar.
 
Asıl çürüme, yanlışın yapılması kadar, yanlışın normalleştirilmesiyle başlıyor.
 
Barabbas ahlakı: Masumu değil, bizden olanı seçmek!
 
İncil'de anlatılan meşhur sahnede, halka, yılda bir kez tanınan mahkum bağışlama hakkı nasıl suistimal ediliyor?
 
Halk İsa AS yerine kötü bir hırsız,  ahlaksız Barabbas'ın serbest bırakılmasını ister. Bu anlatı, hakikat ile kalabalığın tercihi arasındaki çatışmanın simgesi hâline gelmiştir.
 
Barabbas ahlakı, günümüzde üç biçimde karşımıza çıkıyor:
 
- Bildik kötüyü  çıkarımıza uygun bulup tercih etmek: 
 
Yanlışlarını bildiğimiz hâlde kendi partimizi veya çevremizi savunmak.
 
- Vicdanı kalabalığa teslim etmek:
 
Herkes destekliyor diye sorgulamadan bir tercihin arkasında durmak.
 
- İşimize gelen adaleti istemek:
 
Bizim yakınımıza haksızlık yapıldığında adalet aramak, başkasının hakkı çiğnendiğinde susmak.
 
Böylece dürüst insanlar değersizleştirilirken, kendi tarafının yanlışlarını savunanlar ödüllendiriliyor. Hakikat yerine aidiyet, adalet yerine çıkar geçiyor.
 
Oysa bir siyasi partiye bağlılık, o partinin her yanlışını savunmayı gerektirmez.
 
Partisine sadakat başka, yanlışa sadakat başkadır.
 
Türkiye'nin ihtiyacı bir zihniyet devrimidir
 
Türkiye'nin sorunu yalnızca iktidarın kim olduğu değildir. Asıl mesele, iktidarın hangi değerlerle kullanıldığıdır.
 
Adaletin herkese eşit uygulanmadığı, liyakatin yerini yakınlığın aldığı, kamu kaynaklarının şeffaf biçimde yönetilmediği bir düzende yalnızca siyasi aktörleri değiştirmek yeterli olmaz.
 
Çünkü eski zihniyetle gelen yeni aktörler, sonunda eski sorunları yeniden üretir.
 
Nokia'nın hikâyesi bize değişime direnmenin bedelini anlatır.
Barabbas anlatısı ise toplumların bazen hakikati bildikleri hâlde neden yanlış tercihler yapabildiğini?
 
Türkiye'nin önünde de bir tercih var: Eski siyasi kavgaların içinde tükenmek mi, yoksa adalet, liyakat, ahlak ve üretim ekseninde yeni bir başlangıç yapmak mı?
 
Bir toplumun gerçek dönüşümü, iktidardakilerin değişmesiyle değil, iktidarı mümkün kılan zihniyetin değişmesiyle başlar.
 
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
 
Biz hakikatin yanında duran bir toplum mu olacağız, yoksa kim haklı olursa olsun yalnızca kendi tarafımızı/çıkarlarımızı mı savunacağız?
 
Çünkü bir ülkenin geleceğini yalnızca yönetenlerin niteliği değil, onları seçen ve denetleyen toplumun vicdanı da belirler.
Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
AmdYazılım
Güneydoğu Haber