Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
18 Ocak 2016 Pazartesi 15:08
Yeni Türkiye’de Rektörlük Seçimleri Ve Fırsat Eşitliği: BİR ÖZDENEYİM
Prof. Dr. Enver Alper Güvel
Çukurova Üniversitesi İ.İ.B.F. Dekanı
2016 -2019 Dönemi Rektör Adayı
 
Evet.. Türkiye, büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ekonomiden teröre; Yeni Anayasa’dan Suriyeli muhacirlere kadar çok sayıda ulusal ve uluslararası sorunun üstesinden gelmeye çalışıyor. Ancak, bu toz duman içinde gözden kaçan mikro ölçekli bazı sorunlar da var. Ekonomi literatüründeki son gelişmeler, makro konuların mikro temellerle yakından ilintili olduğunu gösteriyor. Bireysel karar alma süreçleri ve davranışlar, bireysel kısıtlar ve etkileşimler yadsınarak makro çözümlemeler yapılamayacağını ortaya koyuyor. Nitekim, Nobel Ödülü de bu yöndeki araştırmaların öncülerinden Mankiw, Bernanke, Romer gibi isimlere verilmiş durumda.
 
Elbette ki bu mikro etkilerin neler olduğu konusunda çok sayıda kuram var. Bireyler arasındaki etkileşim adedince kuramdan söz etmek mümkün adeta. Ekonomistler de bu kuramları geliştirebilmek için alternatif gözlemler, deneyler üzerinde odaklanıyor. Hatta bu yöndeki araştırmalar Deneysel Ekonomi olarak bilinen bir alanda nörolojik süreçleri de içine alan Nöronomik denilen bir alana doğru genişlemiş durumda. Özetle artık, karar alma süreçleri nörolojik süreçlerle ilintilendirilerek araştırmalar yapılıyor.
 
Bir gözlem ve deneyim kaynağı da kaçınılmaz olarak her birey ekonomistin kendi yaşadığı deneyimler. Nitekim bendeniz, çok sayıda kitabımı bu tür özdeneyimler sonucunda yazdım. Doğal Afetlerin Politik Ekonomisi (2001) misal, Erzincan ve Adana depremlerini yaşamamın bir sonucu.. Suç ve Ceza Ekonomisi (2004) de  trafikte üzerime silahla saldıran bir magandanın yan ürünü.
Bu aralarda da çok özel bir başka deneyim sürecinden geçiyor ve bu süreçte de çok özel  mikro deneyimler ediniyorum.  Bu deneyimler sonucunda mobbing konusunda kapsamlı bir kitap yazmaya yetecek veri derledim diyebilirim. Bunu yakında somut belgeler ve kişilerle somutlaştırarak kitap haline getirme yolundayım. Bu mobbing sürecinin küçük bir uzantısının, fırsat eşitliği ve özgür toplumun ilkeleri  açısından son derece sorunlu olduğunu da düşünüyorum. Bu kısmı sizlerle paylaşmak istedim.  Şöyle ki;
 
Çukurova Üniversitesi’nde 2016 yılında yapılacak Rektörlük Seçimleri’nde Rektör adayıyım.
Rektör Adaylığı Bildirimi’mi, her dönemde olduğu gibi üniversitemiz Merkezi Bilişim sistemi üzerinden üniversitemiz öğretim üyelerine duyurulması talebiyle 22.01.2015 tarih ve 42795 sayılı dilekçem ekinde Rektörlük Makamı’na arzettim. 
 
Ancak, bu talebim, Çukurova Üniversitesi’nin mevcut Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kibar imzasıyla şahsıma gönderilen 13.01.2016 tarih ve 41681049-719/1549 sayılı yazıda, “Rektör adaylığı beyanının duyurulacağına dair yasal bir hüküm yok” gibi aklen ve vicdanen kabul edilemez bir iddiayla reddedildi. 
 
Bu süreçte; bir yandan Rektör Adaylığı Bildirimimin duyurulması engellenirken ve geciktirilirken diğer yandan medyada ve sosyal medyada şahsım aleyhinde bir karalama kampanyası başlatıldı; haksız isnat, hakaret ve iftiralarla dolu yayınlar yaptırılarak şahsım yıpratılmaya çalışıldı. Buna karşı tarafımca Savcılık Makamı’na suç duyurusu yapıldı.
 
Daha da ötesi; ilgili yazısında açıkça beyan edildiği gibi, mevcut rektörün bilgisi ve talimatı dahilinde, usul ve mevzuata aykırı olarak 22.01.2015 tarih ve 42795 sayılı dilekçem, tüm Çukurova Üniversitesi personeline gönderilmek suretiyle bazı üniversite personeli tarafından sosyal medya hesaplarında şahsım aleyhinde dedikodu mahiyetinde yayınlar yapıldı ve şahsım rencide edildi. 
 
Şahsımı da rencide eden ve hizmet kusuru mahiyeti taşıyan bu usulsüz ve mevzuata aykırı işleme karşı 05.01.2016 tarihli 284 kayıt nolu dilekçem ile sorumlular hakkında işlem yapılmasını; teamül olduğu ve ilk dilekçemde de talep ettiğim üzere Rektör Adaylığı Bildirimi’min tek başına üniversitemiz akademik personeline duyurulmasını talep ettim.
 
Bu son derece rutin ve üniversitemiz teamüllerine uygun yasal talebim de mevcut rektör imzasıyla şahsıma cevaben gönderilen 13.01.2016 tarihli yazı ile “buna dair yasal bir hüküm yok” gibi yine aklen ve vicdanen kabul edilemez bir iddiayla reddedildi. 
 
Buna dayanak olarak da 2547 sayılı YÖK Kanunu’nun 13/a maddesi, Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği’nin 4. Maddesi ve YÖK tarafından hazırlanan “Rektör Adaylarının Seçimle Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar”a atıf yapıldı.
 
Ancak atıf yapılan bu maddelerden hiçbiri Rektör Adayları’nın adaylık bildirimleriyle ilgili değildir. Bu maddelerden hiçbirinde Rektör adaylarının adaylık bildirimlerini düzenleyen ya da bir takvime bağlayan bir hüküm yer almamaktadır. Düzenlemeler sadece Rektörlük Seçimi’nde uygulanacak usullerle ilgilidir.
 
Dolayısıyla, bir rektör adayı, herhangi bir dönemde Rektör Adaylığı bildiriminde bulunabilir ve seçim kampanyasını da yürütebilir.
 
Çukurova Üniversitesi’nde bu tür bildirimlerin, seçimlerden yaklaşık 6 ay öncesinden duyurulması yönünde bir teamül vardır. Buna geçmiş yıllardan çok sayıda adaylık bildirimi örnek verilebilir.
Çukurova Üniversitesi’nde her dönemde Rektör Adayları, Rektörlük Seçimleri’nden aylar öncesinden, seçim takvimine ilişkin bir karar alınmasını da beklemeden adaylıklarını beyan eder. Bu beyanlar Merkezi Bilişim Sistemi üzerinden tüm akademik personele duyurulması teamüldür.
Bu tüm üniversitelerde de böyledir. 
 
Hiçbir Rektör adayı, adaylığını beyan etmek için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından bir takvim ilan edilmesini beklemez. Rektör adaylığı, onaya ya da izne bağlı olmayan bir hak olup ilanı da bir takvime bağlı değildir. 
 
Bu demokratik seçim sürecinin mantığına da aykırıdır.
Mevcut rektör de adaylığı döneminde bu teamülden yararlanmış; adaylığını da Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından belirlenmiş bir takvime bağlı olmadan açıklamıştır.
Mevcut Rektör’ün tüm bu mekanizmaları istediği gibi kullandığı bir ortamda, şahsımın rektör adaylığının ilgili yazınızla kısıtlanması seçim sürecinde fırsat eşitliğine bütünüyle aykırıdır ve haksız rekabeti de destekleyici mahiyettedir.
 
Fırsat eşitliğinin güvence altına alınmadığı bir ortamda Rektörlük seçimlerinin hiçbir anlamının da olamayacağı açıktır.
 
Çukurova Üniversitesi’nin mevcut rektörü tarafından 22.01.2015 tarih ve 42795 sayılı dilekçem ile 05.01.2016 tarihli 284 kayıt nolu dilekçem esas alınarak şahsıma gönderilen 13.01.2016 tarih ve 41681049-719/1549 sayılı yazıda şahsım sadece Rektör Adaylığı beyanımın mevcut rektör tarafından keyfi olarak engellenmesine yaptığım itiraz nedeniyle haksız isnat ve iftiralarla hedef alınmış; mevcut rektörü yıpratma kastıyla suçlanmıştır. 
 
Oysa işin esasında, mezkur dilekçelerim, Çukurova Üniversitesi’nin mevcut rektörünün Rektör adaylığı beyanımı keyfi olarak engellemiş olmasına itirazımdan ibarettir.
 
Mevcut rektörün bu uygulamasının kamuoyuna yansımasından rahatsız olması ve yıprandığını düşünmesi ya da algılaması, yaptığı işlemin gayrimeşruluğunun ve vicdanları rahatsız etmesinin yansımasından ibarettir. 
 
Bu keyfi uygulamaya karşı üniversitemiz ve Türkiye kamuoyunun bilgilendirilmesinin mevcut rektör tarafından suç olarak nitelendirilmesinin ise hiçbir dayanağı yoktur. Medyadaki haberler Rektör mevcut rektörün haksız ve keyfi uygulamalarına karşı kişisel itirazımdan ibaret olup kurum adına tarafımca medyaya verilmiş bir demeçten ya da beyandan söz edilemeyecektir.
Daha da ötesi, bu açıklamam, bir rektör adayı olan şahsımın adaylık bildiriminin duyurulması gibi rutin, yasal ve meşru bir talebin dahi üniversitemiz personeline duyurulmayacağını beyan eden, resmi dilekçemin içeriğini tüm üniversite kamuoyuna duyurup hakkımda sosyal medyada dedikodu yapılmasına yol açan mevcut rekrtörün bu ve gelecekteki adaletsiz, keyfi, fırsat eşitliğini ve demokratik süreçlerin adil ve denk işlemesini engelleyici uygulamalarına karşı kamuoyunun hakem olmasının talep edilmesinden ibarettir.
 
Bu açıklama, Anayasal ve yasal haklarımın kullanımından ibarettir.
Rektörlük seçimi gibi tüm üniversitemizi ve toplumu ilgilendiren, fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak denk bir platformda yürütülmesi gereken bir süreçte, “Rektör adaylığı beyanının duyurulacağına dair bir hüküm yok” gibi çağdaş hukuk mantığına aykırı bir ifadeyle adaylık bildirimimin engellenmesi; akla, vicdana, çağdaş hukuka, etik ve ahlaki ilkelere de aykırıdır.
Burada, akıl mantık sağduyu ve iyiniyet kuralları, beyanımızın “duyurulmayacağına dair bir hüküm yok” şeklinde işler ve işlemelidir.
 
Rektör adaylığı beyanımın; “beyanın duyurulacağına dair bir hüküm yok” gibi bir ifadeyle engellenmesi, demokratik seçim sürecinin işlevsizleştirilmesi, fırsat eşitliğinin engellenmesi ve haksız rekabet mekanizmalarının işletilmesi, en başta özgür toplumun doğasına aykırıdır.
Böyle bir dayatma, özgür toplumun tahrip edilmesi demektir. 
 
Böyle bir yaklaşım, Anayasa ve yasalar karşısında savunulamayacağı gibi vicdanlarda de gayrimeşrudur ve mahkum edilecektir.
 
Rektör adaylığı beyanımın bu şekilde keyfi olarak engellenmesi, daha da ötesi bu haksız işleme karşı itirazlarım nedeniyle haksız suç isnatlarına ve iftiralara maruz bırakılmam başta Anayasamız ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu olmak üzere tüm usul ve mevzuata, demokratik seçim süreçleriyle ilgili tüm ilke ve etik kurallara aykırıdır. 
 
Bu seçim sürecinin fırsat eşitliği ilkesine uygun olarak ve haksız rekabeti engelleyerek yapılmasının güvencesi olması gereken kurum, başta, Yükseköğretim Kurulu’dur.
 
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın seçim sürecindeki denetim görevini yerine getirmemesi, Çukurova Üniversitesi’nin tüm idari, teknik ve mali mekanizmalarını kontrol eden mevcut rektör dışındaki adayların adaylık sürecini engelleyecek ya da sınırlandıracak; mevcut rektörün, adaylar üzerinde keyfi olarak istediği gibi güç kullanmasına yol açacak mahiyettedir.
 
Bu şartlar altında şahsım dahil bir Rektör adayının kendini ve geleceğini güvende hissederek Rektör adaylığını beyan etme hakkı da engellenmiş ya da sınırlandırılmış olacaktır.
 
İlgili yazıda, çağdaş hukuka, fırsat eşitliğine ve özgür toplum ilkelerine aykırı olan “bu yönde yasal hüküm olmadığı için adaylık beyanımın üniversitemiz öğretim üyelerine duyurulmayacağı” kararının uygulanması; özgür toplumun ve demokratik seçim sürecinin birincil ilkesi olan fırsat eşitliğinin sağlanması ve haksız rekabetin önlenmesi için yetkililerce gerekli önlemlerin alınmaması; şahsım dahi tüm rektör adaylarının mevcut rektör ile denk bir donanımla seçim sürecine girmesinin ve seçim sürecinde mevcut rektör ile denk koşullarda rekabet etmesinin sağlanmaması rektörlük seçimlerinin meşruiyetini, anlamını ve yasallığını ortadan kaldıracaktır.
 
Bu fırsat eşitliğine ve hakkaniyete, demokratik seçim ve özgür toplum ilkelerine aykırı keyfi ve despotik uygulamalara karşı tarafımca, bu haksızlıklar ortadan kaldırılıncaya kadar, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dahil tüm yargı yollarına başvurulacaktır. 
 
Bu yazı toplam 12334 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0141
Güneydoğu Haber