Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
01 Ekim 2014 Çarşamba 09:29
MUSUL OPERASYONU VE BÜYÜK DEVLET OLMAK

İnsanlık tarihi boyunca bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri  de “devletsiz olmak/kalmak”. Bu büyük felaketi ifade etmek için atalarımızdan günümüze miras kalmış anlamlı bir özdeyiş var: “Ya devlet başa ya kuzgun leşe”.

Devletiniz olmadığında en temel hak ve özgürlükleriniz, canınız, malınız, şeref, haysiyet ve itibarınız, aileniz tehdit altında. Bunun en tipik örneklerini komşularımızda; yaklaşık 20 yıldır kaos içinde yaşayan Ortadoğu’da, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de gözlemlemek mümkün.

Bu büyük felaketin mahiyeti  yine neredeyse devletsiz kalmakla aynı anlama gelen derin ilgisizlik nedeniyle yıllarca büyükelçiliklerin kapısından çevrilen gurbetçilerimizden de dinlenebilir.

Yurtdışında çalışmaya giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en büyük problemidir devletini yanında hissedememek. Yakın zamana kadar bu devletin istihbaratı dahi yurtdışı faaliyetlerini kendi vatandaşlarını izlemekle sınırlandırmıştır.

Yurtiçinde de vatandaşlar devlet organlarından kaçmak ve devletle yolunun kesişmemesi için büyük çaba göstermiştir. Yollar sivil ve askeri bürokrasi ile ne zaman kesişse sonuç vatandaş için ya adli ya mali ya da idari külfet olmuştur. Polat Alemdar’ın bir Kurtlar Vadisi bölümünde isabetle belirttiği gibi, bu topraklarda  “Devletle iş yapan her zaman borçlu çıkmıştır!” Devlet, insana hizmet yerine insanlardan hizmet bekleyen, fedakarlık isteyen, can isteyen, mal isteyen bir metafizik canavara, Leviethan’a, büyük biradere dönüşmüştür. Ahtapot gibi kollarıyla hükümranlık alanındaki toplumun bütün yaşama alanlarını kuşatmış; bağımsız bir ekonomik, politik, sosyal oluşuma izin vermemiştir. Sonuçta devlet kurgusundan bağımsız bir sosyal sınıf, sivil toplum, burjuva kimliği, etnik ve kültürel kimlik oluşamamıştır. Bu yöndeki çabalar da en sert müdahalelerle bastırılmış, ihanetle yaftalanmıştır.  

Kürtçe Eğitim’e Anayasa’ya aykırı diyerek karşı çıkılması, öğrencilere temel dinsel değerleri kavratmaya yönelik seçimlik derslerin dahi İmam Hatipleşme Dalgası iddiasıyla engellenmeye çalışılması, yurtdışındaki vatandaşlara seçimlerde oy hakkı tanınmasına itiraz edilmesi hep devlet adına vatandaşın hak ve özgürlüklerini sınırlandırmayı temel “ilke” edinmiş bu totaliter-otoriter zihniyetin uzantılarıdır.

Bu anlayışa göre vatan/devlet söz konusu ise gerisi teferruattır. Gerisi derken de tüm çoğulculuğu ve çeşitliliği ile insan teferruattır. Ölse de olur yoksul kalsa da.. Sağlık imkanlarından yararlanamasa, bütün ömrü boyunca başını sokacak bir konut sahibi olamasa da.. Onuruyla hayatını sürdürebilecek bir iş bulamasa da.. Yaşlılığında, sakatlandığında bakımsız kalsa da.. Terör kurgusu nedeniyle kendi ülkesi sınırları içinde seyahat dahi edemese de olur. Bu zihniyete göre rejim ve ilkeler ekonominin de ticaretin de insanın da önünde gelir.

Soyut ve metafizik bir devlet kurgusu adına devekuşu gibi arkasını dünyaya dönmüş, bütün hegemonyasıyla vatandaşa abanmış bu kapalı zihniyetin en büyük problemi “ya hep ya hiç” dışında bir seçenek tanımamasıdır. Buna göre ya hainsindir ya kahraman. Faydan yoksa zararlısındır. Ya bizdensindir ya düşman. Bu dayatmacı ve katı yaklaşımın yegane sonucu da kaçınılmaz olarak “kılıçları çekmek” ve “silahlı çatışma”dır.

Böylesine katı bir zihniyetin çağdaş dünyaya uygun diplomatik bir dil üretmesi, proaktif olması da beklenemez. Nitekim IŞİD oluşumu tarafından rehin alınan 49 vatandaşımızın canlı olarak kurtarılmasının bunlar açısından bir değeri ve anlamı da yoktur. Bu katı zihinsel kalıp içinde IŞİD şimdilik bir “pseudo-terör örgütü” olarak tanımlandığından, bu öngörülmedik oluşumla herhangi bir iletişim ve etkileşim içine girebilme becerisine, donanımına ve esnekliğine de sahip değildir. Bu tür öngörülmedik ve tam olarak açıklanamayan, tanımlanamayan oluşumlarla yerleşik diplomatik ve istihbarat yöntemleri kullanılarak iletişim ve etkileşim kurulamayacağı, bir ikna ve anlaşma süreci işletilmeyeceği açıktır. Dünyanın dahi açıklamada, etkileşim ve iletişim kurmada  ve karşı politika geliştirmede yetersiz kaldığı IŞİD gibi henüz enformel bir oluşum karşısında formel istihbarat yöntemlerinin ve diplomatik süreçlerin dışına çıkılması; rehinelerin zayiatsız kurtarılabilmesi için bu yapıyla iletişim ve etkileşim kurabilecek proaktif bir süreç yönetimi geliştirilmesi zorunludur.

Bıçak sırtındaki 49 vatandaşımız canlı ve sağlıklı olarak aramıza getirildiğine göre bu başarılmış ve sonuç alınmıştır. IŞİD’in video görüntüleri ve insanların kitleler halinde nasıl katledildiği düşünüldüğünde bu her yönüyle takdir edilmeyi hakeden büyük bir başarıdır. Küçük bir hata dahi büyük bir felakete yol açabilecektir. Bu operasyon, üzerinde çok sayıda bilimsel araştırma yapılmasını, hatta film ve dizi çekilmesini hak eden bir vakadır. Dolayısıyla yerleşik kapalı diplomatik jargon kullanılarak operasyonda yararlanılan çağdaş yöntemleri eleştirmek büyük bir hadsizliktir; ajan provakatörlüktür.

Büyük bir operasyonla 49 vatandaşımız canlı ve sağlıklı olarak aramıza getirilmesi,  onlarca yıldır yurtdışında yalnızlığa ve kaderine terkedilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çok daha iyi anlayacağı muazzam bir mesajdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası açısından büyük bir dönüşüm sinyalidir. İç ve dış çevrelerde kanıksanmış içe dönük-dışa kapalı yadısıyıcı ve yok sayıcı monşer diplomasisine karşı bir şahsiyet ve varoluş beyanıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu operasyonla artık dış ülkelerde de vatandaşları için operasyon yapma donanımına ve becerisine sahip bir ülke konumuna yükselmiştir.

Bu andan itibaren yurtdışında kamu görevi ya da özel iş yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bir ekonomik, sosyal ve hukuksal sorunla karşılaştıklarında onları kendi kaderlerine terk etmeyecek, tüm diplomatik ve istihbarat yöntemlerini kullanarak onları kurtaracak bir devletleri olduğunu ve açık ve net bir şekilde görmüşlerdir.

Büyük devlet olmak da budur.

Bu yazı toplam 11943 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0157
Güneydoğu Haber