Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Meryem Sarıkaya
Meryem Sarıkaya
27 Ocak 2017 Cuma 09:24
KAR VE ÇOCUK

     Kara kış çoktan kapıyı çaldı. Yağmur, dolu, fırtına derken her yanı bembeyaz bir örtü kapladı bile. Karın akça pakça oluşuna bakmayın. Buz kestirir, hayatı zorlar, dışarı çıkmak çekilmez bir çile olur. İçleri üşütür düşüncesi bile. Geçit vermez yollardan, uzun süre silinmez dağlardan. Ama aslında bütün bu soğuk yüzün ardında barınan muhteşem de bir bahar saklanır. Kar herkesin zihninde yüzlerce anlam çağrıştırabilir.

 

     Kar demek göklere çıkan hayaller demek, içte coşan dinginlik demek, kaygısız bir hayat demek. Kar demek benim için çocukluk demek.

 

    Bir kış günü her yer beyaza bürünmüşken penceremden sızan güneş ışığının sıcaklığında uyanıp sırtını ocağa atılmış kütüğe dayayarak sobanın üzerinde fokurdayan çayı huzurla yudumlardık. Dışardan gelen çocuk seslerinin büyüsüne kapılıp hızla evden çıkıp karlara karışırdık. Geceleyin biraz donduğu için ayaklarınızın içine batmadığı karlar üzerinde yürürken çıkan gırç gırç sesi yankılanır havaya. En çok sevdiğim şeylerden biriydi bu sesi çıkarmak. Güneşin kristalleşmş karlara vuruşuyla öyle bir parlaklık oluşur ki kamaştığı için gözlerinizi açmakta zorlanırsınız. Büyülü yürüyüşün arkasından kollarınızı açıp sırt üstü karların üzerine bırakırsınız kendinizi. Ohhh maviliğin arasında başdöndürücü bir aydınlık...Sonra sesler yankılanır kulaklarda.

 

     Mahallenin çocukları çoktan  çığlık çığlığa kaymak için bayır yerlere doğru sürüklemektedir kızaklarını. Ahh o tahta kızakların üzerinde nereye gideceğini bilmeden kaymanın çoskusu yok mu? İnsanın içini ürpertir. Bazen o kadar hızlı kayardı ki durduramayıp dikenler içine daldığımız çok olsa da kaymakktan asla vazgeçmezdik.

 

    Eskiden yeşil renkli jipler vardı. Hatırlayan var mı bilmiyorum. Komşumuzun bahçesinde yeşil jipin eskimiş naylon kalıntılarıyla kaymak için sıraya girerdik. Çünkü kayarken öyle bir ses çıkartıyordu ki sormayın gitsin. Sanki yolları açmak için gelen Grayder ve dozerlerin sesi gibi.

 

    Havuç burunlu, kömür gözlü, eli süpürgeli dev kardan adamları da unutmayalım. Kartopu beş on kişiyle birlikte yuvarlanarak kocaman bir hal alınca kardan adam için zoraki birbirinin üzerine koyulurdu. Kuyulardan havuçlar alınıp, ocaklardan kömürler getirilip, eline de bir süpürke tutuşturulduktan sonra kardan adamımızın boynuna sarılıp gülüşürdük. İşte o an emin olun dünyanın en saf ve mutlu gülüşü yayılırdı yeryüzüne.

 

    Ya kar üzerinde yenen kış yemişleri.... Tadı nasıl unutulur onların. Kuşburnular, yemişenler, cücekler.....Donmuş bembeyaz karlar üzerine çalılarla dökğümüz kıpkırmızı kuşburnu ve yemişenler kadar lezzetli bir şey olamaz. Eğer bunlardan yemediyseniz hayatınızın tadında büyük bir eksiklik var demektir. Bu kış yemeye ne dersiniz?

 

    Çocuk ruhuyla yaşamaya devam etseydik dünya ne güzel olurdu. İçimizdeki çocuğu hatırlamak dileğiyle!...

59772

Bu yazı toplam 9390 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Saniye / 05 Şubat 2017 Pazar 09:15
Diline Sağlık
Kar ve çocuk saflığıyla kalsaydık keşke! Ne kadar da mutlu olurduk.Diline sağlık, kalemine sağlık.
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Orhan umut / 27 Ocak 2017 Cuma 12:27
Başarılı
Çok güzel olmuş abla okurken sanki o anı yaşadım.sürükleyici bi yazı olmuş
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0099
Güneydoğu Haber