Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
03 Haziran 2009 Çarşamba
Güncele Beş Dakika Ara : Demokrasi Ve Ahlak

Son günlerde araba kullanırken keyifle dinlediğim bir radyo kanalı var: Kanal 15. Program akışı içinde güncel konulardan bahsederken birden “Hayata Beş Dakika Ara” çağrısıyla son dönemde artık kalplerimizi ve vicdanlarımızı nasırlaştırma noktasına gelen, bizi birbirimize ve kendi bireyselliğimize yabancılaştıran aşırı politizasyonun kirletici etkisinden birkaç dakikalığına da olsa alıverip kendi varoluşumuzun derinliklerine bir huzur penceresi açıveriyor. İtiraf ediyorum, başlığı bu çağrıdan aşırdım. Bu yazı vesilesiyle ben de “güncele beş dakika ara verip” sizlerle “demokrasi ve ahlâk” bağlamında bazı temel konulara ilişkin tespitlerimi paylaşıvermek istedim.

Bu milleti demokrasiye layık görmeyen, demokrasi için yeterince olgunlaşmış bulmayan bazı sözde demokratların, demokrasiyi antidemokratik (otoriter) yöntemlerle korumak ve kurtarmak gibi garabet bir özlemi ve beklentisi var. Bu garabeti meşrulaştırabilmek için de demokratik seçimler sonucunda antidemokrat bir politik görüşün iktidara gelmesi halinde demokrasinin ortadan kalkabileceği gibi hiçbir bilimsel temeli olmayan paranoyak bir evhamı gündemde tutmaya çabalıyorlar. Bunun için de “Hitler de seçimle gelmişti!” gibi argümanların arkasına sığınıyorlar. Demokrasinin mantığı ve işleyişi açısından değerlendirildiğinde haksız da değiller. Gerçekten de “demokrasi”nin kendi kendini yok etme potansiyeli var. Çünkü demokrasi seçimi kazanan politik otoriteye “zayıf bir iktidar formu” sunar. Bazı durumlarda politik otorite bu “zayıf iktidar formu” ile yetinmek yerine demokratik seçimleri askıya almak, kral ya da padişah olmak gibi antidemokratik yollara eğilim gösterebilir. Hatta, “one minute” hadisesinden sonra bazılarının yaptığı gibi durumdan kendine vazife çıkararak politik otoriteyi bu yönde teşvik etmeye çabalayan birileri de her zaman bulunabilir. Asıl sorun bunların varlığı değil, varlıklarının ve yazıp çizdiklerinin ciddiye alınmasıdır. Zira burada hayatı yanlış okumaktan ve kısa ufukluluktan kaynaklanan ciddi bir algı yanılması ve bilgi eksikliği vardır.

Şöyle ki; evet, kısa ufuklu bir perspektiften bakıldığında, bir “demokrasi”nin kendi kendini yok etme potansiyeli vardır. .Ancak, “demokrasi'yi otoriter iktidar formları karşısında daha üstün ve tercih edilir yapan bu zayıflığıdır. Çünkü, bu “zayıf bir iktidar formu”, demokrasinin temel dayanağı olan güzel ahlâk sahibi ve erdemli bireylerin oluşmasının ön şartıdır. Bir diğer ifade ile güzel ahlâk sahibi erdemli bireyler de ancak demokrasi çatısı altında gelişebilecektir. Çünkü güzel ahlâk, ancak "özgür", "isteyebilen" ve seçim yapabilme iradesine sahip" bireylerde oluşabilir. Çünkü, itaat etmek zorunda olan, seçim hakkı bulunmayan insanların “ahlâka da ihtiyacı yoktur”. Çünkü, soyut bir "deha"nın varisi olma iddiasındaki "hiyerarşik bir bürokratik organizasyon"un vehimlere dayalı keyfî emir-komuta zincirine mutlak itaati zorunlu tutulan baskı altındaki korkutulmuş insanlar, birey de değildir özgür de... Dolayısıyla ahlaklı olmak gibi bir yükümlülükleri de yoktur. Fedakârlığı yücelten ve “isteme”yi hor gören otoriter bir yönetim, sürüleştirdiği vatandaşların “itaat”ini sınırlandırabilecek bağımsız bir ahlâk sahibi olmalarını istemez. Daha da ötesi, "otorite"ye itaati sınırlayabileceğinden dolayı, bunların "ahlâklı" olmaları istenmez... "İsteme"yi istemeleri de istenmez. Sadece "görev ve fedakârlık bilinci"ne sahip olmaları, otoritenin her istediğini (can, mal, kimlik, kültür, inanç vs. bireyselliği geliştiren her ne var ise) vermeleri, hiçleşmeleri, otoriteye sadakatlerini sık sık birbirlerini hainlikle suçlayarak ve jurnalleyerek sergilemeleri, kimsenin kimseye güvenmemesi beklenir. Böylesine bir düzenekte ya "kahramansın"dır ya da "hain"! Daha da ötesi, "kahramanları" ve dolayısıyla da "hainleri" otorite belirleyecek; herkes "kahraman" olamayacaktır. Otoritenin fiziksel ve terminolojik gücüyle donatılmış bu "sözde kahramanların", "hainlikle itham edilenleri" anlayabilmelerini sağlayabilecek bir iletişim mekanizması da yoktur. Tek mümkün mekanizma, "istihbarat, fişleme, yargılama, mahkum ve infaz mekanizması"dır. "Sözde Kahramanlar", gizli komitalarıyla ilelebed hainleri açığa çıkarma, yargılama ve infaz etme mücadelesi içindedir. Bu uğurda her yol mübahtır. Bu sıradan bireyleri un ufak eden bir kuşku ve korku makinesidir. Bu makinenin kuralları içinde çıkarsanan bütün yargısal kararlar da "malum"un ilamıdır!

Demokrasi ise itaat eğiliminden çok seçim yapabilme kudretine sahip özgür bireyler ister. Ancak, seçim yapabilme kudretine sahip bağımsız ahlâk sahibi bireylerin yetişmesi “uzun soluklu” bir iştir. Bu anlamda demokrasi ve ahlâklı-erdemli birey arasında uzun ufuklu ve simbiyotik bir ilişki söz konusudur. Bireyin oluşmadığı yerde demokrasi, demokrasinin olmadığı yerde de birey gelişemeyecektir. Dolayısıyla, herhangi bir düzeyde (eğer varsa) otoriter rejimlere eğilim gösterilmesi, bireyselleşememenin ve ahlâki donanım zayıflığının yansımaları olarak değerlendirilebilecektir. Bu noktada bazı politikacı, köşe yazarı ve seçmenlerin güncelin savurduğu yönde ağızlarına geleni söylemeden önce kendilerini ciddi bir özeleştiri sürecinden geçirmeleri dünya ve ahirette kendi faydalarına olacaktır.

Bu vesile ile birkaç kelime de güzel ahlâk üzerine yazalım: Kanaatimce "güzel ahlâk"ın temel kriterleri şunlardır: “Yalan söylememek” ve "Başkalarını kendi amacının aracı (nesnesi) olarak görmemek". Demokratik bir rejim, birbirine güvenmeyen, birbirinin kuyusunu kazan, iletişim kuramayan "kahramanların ya da hainlerin" değil, güvene dayanan, bireyleri sistematik biçimde yalan söylemek zorunda bırakmayan ve onları (demokrasinin korunması dahil) bir amacın aracı olarak görmeyen "sıradan (vasat) bireylerin" rejimidir. Demokrasinin yaşaması ve canlılığı, yüksek yargıçların kararlarından önce sıradan bireylerin "özgür" ve "güzel ahlâk sahibi" olmasına bağlıdır. Bu noktada "hukukun işlevi", artık oligarşik bir nitelik kazanan modern bürokrasinin "hiyerarşik ve keyfi emir-kumanda mekanizması"nın gerekleri yönünde itaat ve görev bilincine sahip ideal vatandaşlar oluşturmak değil, bütün zaaf ve kusurlarıyla "sıradan bireylerin temel hak ve özgürlükleri"ni güvence altına almak olmalıdır. Bir diğer ifade ile yargı mekanizması, "üstünlüğün hukuku"na karşı "hukukun üstünlüğü"ne dayanmalıdır. "Hukukun Üstünlüğü"ne dayanmayan her devlet örgütlenmesi, bunu referans almayan her politik hareket çağdaş Demokrasi'nin temeli olan "özgür ve güzel ahlâk sahibi (erdemli) birey"in gelişim sürecini kesintiye uğratacak; her tür yozlaşmaya da kaynaklık edecektir. Demokrasi, ekonomik büyüme, düşük işsizlik ve enflasyon için en büyük tehlike de budur. "Kurumsal ev"lerindeki ve lokallerindeki "okey masaları"ndan, cemaatlerinin sınırlamalarından, klüplerinin daracık çemberinden kendilerini kurtarıp azıcık okumaya ilgi duyabilenler için "sosyal bilimler literatürü", bu konularda kaleme alınmış binlerce kuramsal ve uygulamalı araştırmayla doludur.

Bu yazı toplam 14533 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
nursel ferli / 18 Haziran 2009 Perşembe 23:54
doğru okumak= adam olmak!!!
elinize sağlık hocam.sizinde dediğiniz gibi demokrasiyi antidemokratik yöntemlerle korumak!!!.bazı kesimin(!)ısrarla demokrasi kavramını kendi kalıplarına sokmak istemesi ve milletimizinde bile bile lades olması sasırtıcı bir okadar komik!!!.bireyleri yeri geldigi zaman otoriter gücüyle oy alma mücadelesiyle kendine cekmeye calsıması, yeri geldiği zamanda''halk ne anlar!!!''' deyip hor görmesi, ahlaka sıgmayan bi okadar demokrasinin temeline eşitligine yakıştırılmayacak bir yaklaşım.ama onlar da haklı kendi caplarında ne yapsınlar kimse bilmiyor(!) ya da işlerine gelmiyor...demokrasinin dar kalıplara sokulması ve yorumlanması sosyal hayatın acı gözle görünür gerçeği.ama ne yapmamız gerektiği cok acık!!!..5 dakika mola verip elimizdeki sözlükten bilgi eksikliğini gidermemiz gerek!!
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yusuf YILDIZ / 04 Haziran 2009 Perşembe 18:39
Bir şey daha
İlahi Sayın hocam, Güncele beş dakika ara demişsin ama, güncelin tam merkezine oturtmuşsun okuyucuyu ki...
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yusuf YILDIZ / 04 Haziran 2009 Perşembe 18:35
Demokrasi
Teşekkürler hocam. Kavramların bize özgü(!) içeriklerinden bir kurtulsak sorun daha kolay çözülecek de...
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0137
Güneydoğu Haber