Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
Prof.Dr.Enver Alper Güvel
27 Haziran 2016 Pazartesi 16:53
BASIN AÇIKLAMASI: “EKONOMİK AKIL”A DAVET
Saygıdeğer basın mensubu,
 
Rektör adaylığı, her üniversitede temel sorunların tartışılması için en meşru özeleştiri ve eleştiri platformudur.
 
Malumunuz olduğu üzere daha önce 2008’de Korkutata Üniversitesi ve 2011’de de Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde Yükseköğretim Kurulu tarafından dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e 1. sırada rektör adayı olarak gönderildim. Ancak; dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, her iki listede de alt sıraları atayarak şahsımı rektör atamaya layık görmedi. Elbette kendince makul bir açıklaması vardır. 
 
Bu adaylıklarım sonrasında ise, artık vitrine çıkmış olmam itibarıyla, çok sayıda haksız isnat ve iftiranın hedefi oldum. 
 
Takdir edersiniz ki ne zaman klüpçü, cemaatçi ve/veya lobici olmayan devletine, bayrağına, milletine ve manevi değerlerine bağlı bir ANADOLU ÇOCUĞU vitrine çıksa, arkasından birileri düğmeye basarak bir itibarsızlaştırma kampanyası başlatır. 
 
Vakarla ve cevap vermeyerek bu haksız isnat ve iftiraları bertaraf etmeye çalıştım. Ancak, saldırıların dozu giderek arttı. Nihayet üç yıldır da mevcut Rektör Prof. Dr. Mustafa Kibar imzalı işlemler çerçevesinde tüm üniversitemiz kamuoyu önünde şahsıma karşı kesintisiz bir psikolojik terör, sanal zorbalık ve yargısız infaz operasyonu yürütülmektedir. 
 
Bu süreçte; “İdari kararların anında sonuç vermesi ve yargısal denetimin ise yıllarca sürmesinden kaynaklanan asimetriden yararlanarak hazırlatılan ve artık yargı kararlarıyla mesnedsiz ve gerçekdışı olduğu belirlenen gizli resmi belgeler”, eposta ve posta ile CD’lere kaydedilerek üniversitemiz personeline gönderildi, SÖZCÜ gazetesinde ve bir kısım yerel medyaya haber yaptırıldı. 
Rektör adaylığım sonrasında da bu kez, rektör Kibar’a Eşantiyon Bohçası temin ederek onbinlerce TL haksız kazanç sağlayan Çukurova Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Aydın’ın dünürü Ersin Ramoğlu’nun yönettiği Sabah Güney gazetesinde ve yerel medyada aleyhimde ısıtılıp ısıtılıp haber ve yorum yaptırıldı. BU YAYINLAR, MEDYA GÜCÜNÜN BİRİLERİNİN KİŞİSEL ÇIKARINA HİZMET AMACIYLA SİSTEMATİK KULLANIMINA TİPİK BİR ÖRNEKTİR. Bu haberlerden çıkar sağlamaya çalışanlar da bellidir. Şahsım aleyhinde haber yaptırılan Sabah Güney gazetesi üniversitemiz kampüsü içinde taşeron işçilere dağıttırıldı; rektör atama sürecine müdahil olan yetkililere posta ile gönderildi, sosyal medyada şahsımı hedef alan kesintisiz hakaret ve iftiralar yapıldı; yalanlarla kamuoyu yanıltılmaya ve şahsım itibarsızlaştırılmaya çalışıldı; yargısız infaza tabi tutuldu. Birbirini tamamlayan eylemlerden oluşan bu psikolojik terör operasyonuna karşı vakarla, yargısal ve idari denetimleri harekete geçirerek bu saldırılarla mücadele ettim.
 
Nihayet; üstüste gelen yargı kararları, bilirkişi raporları ve idari denetimler sonucunda bu iftiralara, haber ve yorumlara, sosyal medya paylaşımlarına esas olan Rektör Prof. Dr. Mustafa Kibar imzalı idari ve mali işlemlerinin bütünüyle hukuksuz, mesnedsiz, uydurma ve gerçekdışı olduğu; görev ve sorumlululuk alanımla alakası olmadığı, rektör Kibar’ın idari ve mali yetkilerini aştığı, görevini kötüye kullandığı tescil edildi. 
 
Şöyle ki;
 
Bu keyfi ve hukuksuz kararlara karşı açtığım davalar sonucunda Adana 2. İdare Mahkemesi'nde görülen 2014/1218 ve 2014/2822, 2015/1105, 2015/757 ve 2015/758 Esas No'lu davalar ile Adana 1. Idare mahkemesinin 2015/725 Esas No'lu ve 2015/728 Esas No'lu davalar sonucunda Rektör Prof. Dr. Mustafa Kibar’ın ve Üniversite Yönetim Kurulu’nun şahsıma verdiği disiplin cezaları iptal edilmiştir. Bunlardan ilk üçü Rektör’ün harcama yetkilisine harcama talimatı veremeyeceğini, dördüncüsü lojmanlardan toplanan elektrik paralarının şahsımla hiçbir alakası olmadığını, beşincisi konferans salonunun şahsımla alakası olmadığını, altıncısı kampüs alanındaki servislerin şahsımla alakası olmadığını, yedincisi de kantin ve staj defteri satışının şahsımla alakası olmadığını yargı kararıyla tescil etmiştir. Bu yargı kararları şahsıma yönelik tüm iddiaların haksız isnat ve iftiradan ibaret olduğunun somut belgeleridir. Devam eden davalar sonuçlandığında da tarafımca bilgilendirme yapılacaktır. 
 
İlaveten, bu iddialar konusunda Sayıştay Bilirkişi Raporu ile %100 haklı olduğum tespit edilmiştir. 
İlaveten, T.C. İç Denetim ve Koordinasyon Kurulu kararı ile bu davalardaki disiplin cezalarının haksız isnat ve iftiraların dayanağı olan ve Turgut Irmak adlı bir içdenetçi tarafından hazırlanan 2013-1442/9 No’lu İnceleme Raporu’nun bütünüyle gerçekdışı, taraflı, kasıt ve garezle hazırlanmış, hiçbir belgeye dayanmayan, görev ve sorumluluk alanlarını gözetmeyen, içdenetim usul ve mevzuatına aykırı bir rapor olduğu tespit ve tescil edilmiştir. 
 
İlaveten; bu rapordaki iddialar üzerine inceleme yapan Adana Vergi İdaresi, bu iddialar nedeniyle SKS Daire Başkanlığı’na 30 bin TL vergi ve 250 bin TL vergi cezası kesmiş; buna karşı Rektörlük iptal davası açmış ve kendi hazırlattığı raporu inkar etmiştir. 
 
Keza, şahsıma YÖK tarafından hiçbir disiplin cezası ve lüzum-u muhakeme kararı verilmemiş; hiçbir konuda da yargı yolu açılmamıştır. Yargıdan dönen tüm disiplin cezaları ve lüzum-u muhakeme kararları Ç.Ü. Rektörlüğü tarafından verilmiştir. 
 
Bir rektörün ve maiyetindeki akademik birim yöneticilerinin, idari personelin, Genel Sekreterliğin, Hukuk Müşavirliğinin, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’nın, İç Denetim Birimi’nin ve diğer ilgililerin  bu kadar hata yapması ya bilgisizlikle ya da kasıtla mümkündür. Sistematik şekilde birbirini tamamlayan bu kadar kasıtlı işlem, ancak bir üst akıl koordinatörlüğünde, biat ve teslimiyet kültürüyle ve bir yolla uydururuz sayın rektörüm paradigmasıyla yapılabilir. Zira; bir kişiye bu mobbingi uygulayan ve tacizi yapan, herkese yapabilir. Çukurova Üniversitesi’nin mevcut  rektörü Kibar, yasaların kendisine tanıdığı yetkilerin çok ötesinde yetkiler kullanarak üniversiteye taşmış durumdadır ve yetkisi olmadığı halde tüm karar mekanizmalarını kilitlemektedir. Ne yazık ki bu yönetim paradigması ve idari aygıtla Çukurova Üniversitesi etkin, verimli, rasyonel, usul ve mevzuata uygun yönetilememektedir. Rektör, mali konularda sadece gözetim ve denetimden sorumlu bir yöneticidir ve hiçbir mali yetki ve sorumluluğu yoktur. Ancak uygulamada rektör tüm mali kararların odağındadır. Yetkili olmadığı halde harcama yetkililerine harcama talimatı vermekte, itiraz edene keyfi disiplin cezaları vermekte, sorumsuz olduğu halde harcama yetkilisi gibi işlem yapmaya çalışmakta, formel devlet mekanizması yerine denetim dışında kalan çıkar gruplarına hizmet eden enformel/paralel bir ağ işletilmekte; bir tanrı-rektör rolü oynamaya çalışmaktadır. Bir mali sorumluluk doğduğunda ise rektör hemen ortadan kaybolmaktadır. 
 
Daha da ötesi, rektör; 5018 sayılı KMYK Kanunu’na aykırı olarak halen Merkezi Döner Sermaye İşletmesi’nin tek harcama yetkilisidir ve harcama işlemlerini de hiçbir yetkisi olmayan birim yöneticilerine yaptırmaktadır. Yani hem karar alıcı hem de denetleyicidir. Karar alıcı ile denetleyicinin aynı kişi olduğu bir sistemde etkinlik, verimlilik ve mevzuata uygunluk beklenemez.  Bu kişisel değil sistemik bir problemdir. Bu problem nedeniyle; Döner Sermaye, Araştırma Hastanesi, Ziraat Fakültesi çiftliği giderek daha çok zarar etmektedir. Öyle ki yakında Araştırma Hastanesi katkı payları dahi ödenemez hale gelebilecektir. Nitekim, Tıp Fakültesi katkı paylarının iki aydır Diş Hekimliği Fakültesi gelirlerinden ödendiği duyumları vardır. Nedeni de eğilim yoklaması öncesi mevcut rektörün sorun yaşamak istememesidir. Bu günü kurtarmacı ve sıra savmacı yönetim paradigması sürerse seçim sonrası her şey çok daha kötü olacaktır. 
 
Bu keyfi, günlük, akılcılıktan ve hesaptan uzak, güdüsel ve akçeli duygulanıma dayanan yönetim anlayışı karşısında hiçkimsenin onuru, özlük hakları, sosyal ve ekonomik hayatı güvende değildir. 
Bugün elinizde olanı, rektörle ters düştüğünüz anda kaybedebilirsiniz. Bu, neşter atılması gereken ve herkesi ilgilendiren ve acilen çözüm bekleyen bir yönetememe ve kötü yönetim problemidir. 
Sonuç olarak; 12 Temmuz 2016 tarihindeki eğilim yoklaması, kişiler arasında değil, yönetim zihniyetleri arasındadır. Üniversitemize yük olan ve her tür mali zararın da kaynağı olan mevcut rektör kutsayıcı zihniyet ve mevzuata aykırı yetkili sorumsuz tanrı-rektör modeli  yönetimden tasfiye edilmeli; rektör, yasal görev ve sorumluluk alanına çekilmeli, yönetime ekonomik akıl hakim kılınmalıdır. 
 
Saygılarımla arz ederim.
 
 
Prof. Dr. Enver Alper Güvel
Çukurova Üniversitesi Rektör Adayı
Bu yazı toplam 26390 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0093
Güneydoğu Haber