15 TEMMUZ (Milli Ruhun Şahlanışı)
     Seherin buğusuyla güneş ışınları her sabah gecenin karanlığının üzerine umut dolu aydınlığı döşer. Bu aydınlık geçmişten günümüze Orta Asyadan uzananarak Anadolu, Rumeli, Balkanlar ve yeryüzünün her köşesini kucaklar. Asırlardır yürüdüğümüz topraklarda kalan ayak izlerimiz  özgürlüğün, adaletin, cesaretin, insanca yaşamanın damgası gibidir. Asırlarca bu topraklara ekilen tohumlar daima yeşererek insanca yaşamaya güneşi bayrak, gökleri çadır yaparak aydınlık dünyalar sunacaktır.
 
    Metehan, Atilla, Alp Arslan, Osman Gazi, Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdulhamid ve vatan sevdalısı nice liderlerin öncülüğünde kahraman milletimiz... Mazlumun dostu, zalimin gözdağıdır. Vatan, bayrak, hak, adalet, özgürlük ne zaman tehlikeye düşse topyekün şahlanır. 
 
     Bugün hava kurşun gibi ağır. Büyük bir gökgürültüsü kulaklarımızı tırmalıyor. ülkemizin semaları yırtılırcasına acı içinde...Yıldızlar kaçışıyor, ayın ışığını jetlerin gölgesi kapatmış, tanklar, toplar, tüfekler milletimin üzerine doğrultularak  kurşunlar yağdırıyor...
 
     Köprülerde, caddelerde postal sesleri... Sokaklarda süzülerek boy gösteren tanklar sıra sıra.... Gökler ağlıyor......Zifiri karanlık. Her taşımızda, her dağımızda, her canımızda içlere işleyen bir çığlık!
    Gönülleri kavuran sözler ekranlardan yıldırım gibi düşüyor özgürlüğün üzerine. “Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur.Tüm yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir. İkinci bir emre kadar sokağa çıkmak yasaktır.”
 
    Yüreklerimiz yanıyor,  içimiz burkuluyor, gözlerimiz doluyor. Bir ÖMER şehadet şerbetini içerken binlerce ÖMER akın akın sokakları doldurarak hainlerin önüne set oluyor. Ne üzerlerine ateş açılmasına, ne tankların kendilerine yönelmesine, ne de jetlerin bomba yağdırmasına aldırıyorlar...
 
     Gecenin ilerleyen anlarında gökleri delen, insanın içine işleyen, yanık yanık selaların başlaması hainlere karşı topyekün şahlanışın simgesi gibi.  Vatanımızın tehlikede olduğunu bir kere daha yeryüzüne ilan eder. Artık her köşebaşı, her sokak özgürlüğe doğru coşkun akan   bir sel gibidir. Genç, yaşlı, kadın, çocuk bütün herkes iman zırhını giymiş, şehadet kılıcını kuşanmıştır. Adeta yardıma gelen ruhani savaşçılarla el ele veren milletimiz kükremişti bir kere, artık zalimlerin durdurması ne mümkün!...Yüzyıllardır nice büyük devletlerin, nice güçlü imparatorlukların saldırısına uğradığında kimsenin boyunduruğu altına girmeyerek vatan topraklarında özgür yaşamış şanlı milletime, Mehmetçiğimizin içine sızmış bir avuç vatan haini mi boyunduruk takacaktı. Vatan için, bayrak için canını  hiçe sayan halkımıız,  kurşunlara  siper, tankların önüne set oluyordu. Kurşun yiyor, namlu yiyor, kafasına bombalar iniyor ama hiç aldırmıyordu. ”Ya Allah,  Bismillah,  Allahu Ekber” sesleri dört bir yanı inletirken ruhani bir şekilde yenilmez bir güç olarak zalimlere göz açtırmıyorlardı. 
 
       Bir baba yiğit evladını, bir ana kınalı kuzusunu, bir yavru anne babasını feda ediyordu. Herkes cansiparane mücadeleye fırtına gibi koşuyordu. Bu cennet vatana ihanet edenlerin amaçlarına ulaşmaması için bir çiftçi bütün emeğini yakıyor, başka biri belki yıllarca didinerek aldığı arabasını tankların önüne set yaparak üzerine çıkıp durdurmaya çalışıyor, bir başkası iş makinesini kışlaların önüne diziyordu.
 
     Sabaha kadar verilen mücadelede hainlerin başaramadığının ilk izleri teslim olmaya başlamalarıydı. Ülkemiz için yeniden şafak sökmüştü artık. Her yerde darbeciler bir bir teslim oluyordu. Teslim olmayanlar etkisiz hale getiriliyordu. 16 Temmuzun akşamına doğru milletimizin başarısı bir güneş gibi parıldamaya  başladığında dillerde zafer şarkıları, kalplerde buruk bir sevinç, gözlerde mahzun bir bakış vardı.
 
     Yüzlerce kardeşimizin şehit düşmesi, binlerce kardeşimizin gazi olması, yol kenarlarındaki sahipsiz ayakkabılar, sokakları kızıla boyayan kanlar...Evladını arayan anaların yanık sesi, gözü yaşlı babalar, yakınlarıyla ilgili haber almaya çalışan vefalı dostlar ve vatanımızın kalbinin attığı yerlerdeki izler, zalimce saldırının boyutunu gözler önüne sermeye yetiyordu.
 
     7 Ağustos’a kadar geceleri topyekün nöbet tutan kahraman halkımız bir kez daha şanlı tarihe onurla, gururla, adını yazdırıyordu. 15 Temmuz milletimzin demokrasi zaferiydi. 15 Temmuz milletimizin hiç bir zaman düşmana boyun eğmeyeceğinin göstergesiydi. 15 Temmuz şehadetete uçmak için koşanların ayak sesiydi. 15 Temmuz göklerde süzülen al bayrağın gölgesiydi. 
 
     Gönlümüzü ektiğimiz yeryüzünde hepimiz asırlardır filizleniyoruz. Metehan’ız, Alp Arlan’ız, Fatih’iz, Ulubatlı Hasan’ız... Ahmet Yesevi’yiz, Yunus Emre’yiz, Mevlana’yız, Hacı Bektaş’ız, Şeyh Edebali’yiz, Akşemsettin’iz...Nene Hatunuz, Kara Fatma’yız,Seyit Onbaşıyız, Hasan Tahsin’iz, Sütçü İmamız... Ömer HALİSDEMİR’iz, Erol OLÇOK’uz, Abdullah’ız, Şerife Bacıyız, Safiye’yiz...Zamanın sonsuz kucağında mangal gibi bir yürekle, cansiperane nöbet tutan gönüllü vatan evlatlarıyız.  Allah ilekebet yardımcımız olsun. ÂMİN ÂMİN ÂMİN......
 
http://www.adana01haber.com/ sitesinden 19.11.2018 tarihinde yazdırılmıştır.