Nitelikli İnsan Yetiştirme

  Günümüzde pek çok insanın ülkemizin geçmişteki yaşanmışlık gerçeğinin ötesinde, bilgisiz ve belgesiz bir şekilde yazdıklarını yâda konuştuklarını ibretle takip ediyorum. Yarım asırlık bir ömrün getirdiği tecrübe ve bilgi birikimi ile ülkemizin geçmişinde siyasetten ekonomiye, eğitimden sosyal olaylara kadar pek çok şeye şahit oldum.

 

  Siyasal anlamda 12 Eylül askeri, ideolojik olarak 28 Şubat post modern darbelerini ve en son ise, 15 Temmuz ihanet kalkışmasını yaşadım.  Ekonomik anlamda mutfak tüpü, yağ, şeker gibi daha pek çok temel ihtiyaçların karaborsasını, yokluğunu ve kuyruklarda insanların umut bekleyişini gördüm.

 

 Eğitimde siyah önlük, Amerika’nın süt tozu, saman kâğıdından defterler, evlerden getirilen soba boruları, odunlar ve gaz lambasında yaptığımız ev ödevleri,  öğrencilik yaşamımızda derin izler bıraktılar. O dönemlerin nesli şu an ülkemizin farklı yerlerinde, farklı kurumlarında farklı fikir ve yaşam biçimiyle ülkelerine hizmet etmeye devam ediyorlar.

 

  O yıllarda bütün yokluk ve mahrumiyetler, yaşanan acılar bizleri hedeflerimizden asla uzaklaştırmamış, aksine pek çok konuda adeta çelikleşmemize neden olmuştu. Ülkemizi çok seviyorduk ve onu temsil eden insanından kurumuna, taşına toprağına, ona ait olan her eşyaya değer verme biliciyle yarınlara hazırlanmıştık.

 

  O günlerden bu güne ülkemizde çok şeyler değişti. Özellikle kendi alanımız olan eğitimde akademik anlamda pek çok konuda ciddi mesafeler alındı. Daha iyisini yâda daha faydalısını bulabilmek için çok sık değişiklikler yapılarak, yeni bir takım uygulamaklara geçildi. Bu yönde Çalıştaylar, hizmet içi eğitimler, seminerler, zümre toplantıları ve bir eğitim yılını değerlendiren öğretmen kurulları yapıyoruz. Bütün bunları yaparken hep akademik başarı üzerine yoğunlaşırken, değerler eğitimini öğrencilerimize aktarmada ve uygulamada bir türlü istenen seviyeyi maalesef yakalayamıyoruz.

 

  Akademik başarı üzerine okullar açılıp, öğrenciler buralarda okuyabilmek için yıllarca en yakın arkadaşıyla yarışmak zorunda kalırken, sosyal yönden bireyselleşmiş, kişilik olarak bencilleşmiş, sürekli arayış içinde olan doyumsuz, tatminsiz, herkesi kendine rakip gören, yardımlaşmadan uzak, vefa duygusundan yoksun ve saygı problemli bir insan modeliyle de karşılaşıyoruz.

 

  Eğitim verdiğimiz öğrencilerimiz okul koridorunda, bahçesinde ya da sokakta karşılaşınca hazır ola geçsin istemiyoruz. Lakin öğretmenini görünce oturuşunu değiştirmeyen, elini cebinden çıkarmayan, öğretmeni eleştiren, ondan hesap sormaya çalışan ve kendisine yıllarca emek veren bir değerle cebelleşen öğrencilerimizde olsun istemiyoruz.

 

 Tasarruf bilinci olmayıp, dersliğinin klimasını sürekli çalıştıran, lavabosunun lambasını ve suyunu açık bırakan, tuvalet kâğıdını rulo yapıp yerlere atan, yediklerinin atığını sıralarını altına bırakan ve okulunun eşyalarına zarar veren öğrenci örneklerinin ülkemizin akademik anlamda eğitim seviyesi yüksek okullarından mezun olması da inkâr edemeyeceğimiz bizim gerçeğimizdir.

 

 Sonuç olarak şunları özellikle vurgulamak isterim ki, en başta bahsettiğim ülkemizin geçmişinde olan,  acı tabloların bir daha yaşanmasını asla istemeyiz. Ancak çocuklarımız seksenli yılların askeri, doksanlı yılların ideolojik darbeleriyle babaların yaşadıkları zulümleri, yokluklar içinde geçen yıllarda mutfakta ne pişireceğini bilemeyen annelerin çaresizliklerinden bilgisiz kalsalar da, kısa bir süre önce şahit olduğumuz ihanet kalkışmasının ne anlama geldiği bilincini okullarda eğitim verdiğimiz her bir öğrenciye mutlaka öğretmek zorundayız.

 

 Hudutlarda nöbet bekleyen askerle, okulda kalem tutan bir öğrencinin aynı gaye için var olduklarını, Mehmetçiğin komutanına gösterdiği saygıyı, öğrencinin de okulda öğretmenine göstermesi gerektiğini, onlara milli bir şuur olarak mutlaka vermeliyiz. Kışladaki bir eşya nasıl özenle korunuyorsa, okuldaki eşyanın da ülkemizin bir değeri olduğunu öğrencilerimize öğretemezsek, kaliteli insan yetiştirmemiz mümkün olamayacaktır. Eğitimde bunu önceleyerek, bütün plan ve programların bu anlayışla yapılması gerektiğine inanıyorum. Yeni ufuklar ve yeni hedefler için nitelikli insan yetiştirme adına buna kesinlikle mecburuz.

 

 

http://www.adana01haber.com/ sitesinden 19.10.2018 tarihinde yazdırılmıştır.