Madalyasız (120 Kahramanın Bilinmeyen Öyküsü…)

Adana’da Türkiye’nin ilk “bölgesel ekonomi” gazetesini çıkaran Darende asıllı, gazeteci dostum, Mehmet Uluğtürkan ilk romanını imzalayıp yollamış. Madalyasız daha önce “Sahibini Arayan Madalya” filmine konu olan Maraş ilimizin, Fransız işgalinden kurtuluşuna ait çok hüzünlü ve bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış bir hikâyeyi anlatıyor.

 

“Yeniceli Mehmet Ağa, Kurtuluş savaşına 40 yıl geçimlerini üzerine almayı taahhüt ettiği 120 gönüllü ile katılır. Maraş savunmasıyla görevli Kılıç Ali Paşa’nın maiyetinde mücadele eder.”

 

Hacı Mehmet Ağa 120 kişi ile çıktığı milli mücadele yolculuğundan 48 eksikle döner. İşte bu 48 gönüllünün ailesine tam 40 yıl bakılır.

 

1919 yılında verdiği sözü 1959 yılında oğlu sonlandırır.”

 

Bu mücadelenin öncesinde yaşananlar, bölgedeki azınlıkların durumu, İstanbul ile Ankara arasındaki çekişmeler yalın ve içli bir üslupla anlatılmaya çalışılmış. Oğlunu ve gönüllüleri zemzemle uğurlayan Gülcihan Ana’dan, Göğsüne kekik süren Gülsüm’e, babasının tehcir yadigârı Anuş’tan, babasının koruyamadığı Nuri’ye, Kerküklü kaymakamdan, Ermeni işbirlikçilere kadar, insan hikâyeleri dokunaklı ve yerel tabirlerle adeta kanaviçe gibi işlenmiş.

 

Beni, Nalbant Ahmet’in duası; ”Allah’ım bu atların ve süvarilerinin yüzlerini tekrar görmeyi bana nasip et diye yakarışı” ile Hanzala’ya benzetilen Ömer’in hikâyesi sarstı. Birde Abdal Halil’in “gasnağını altınla dolduracak” işbirlikçi Ermeni işadamına verdiği cevap…

 

Bir ekonomi yazarına göre edebi tasvirlerini keyifle okudum Uluğtürkan’ın. Teheccüd vakti poyraz ile secdeye varan ağaçlar, Darende meydanındaki ölümsüzlüğü sembolize eden cami ve çınar ile dünyaya temsil eden kahvehane gibi…

 

Tarihimizi adeta yeniden keşfettiğimiz şu günlerde Anadolu’nun eşsiz ve tarifsiz insan hikâyelerinin bir bölümünü anlatan kitabı, içiniz gıpta duygusu ile dolu olarak okuyorsunuz.

 

Sizi olayların içine, kahramanların yanına ışınlayabilme derinliğine ve samimiyetine haiz bir kitap. Özellikle lise ve üniversite başlangıç aşamasındaki gençlerimizin mutlaka okuması gerek.

 

Kitaptaki “herse yemeği ve anuşabur tatlısının” tarifini not ettim.

 

Kangal’a yatıra okutulmaya götürülen Kaymakamı da…

 

Bir romanın başarısını: acı, keyif, hayal kırıklığı, özlem, kahramanlık, gerilim gibi duygularının uygun dozajda kullanımıyla, adeta yemeğin baharatına dönüştürülmesiyle de değerlendiririm.

 

Mehmet Uluğtürkan kardeşime yazmayı bırakmamasını, Madalyasız gibi güzel eserler vermeye devam etmesini salık verirken, tüm okurlarımıza da ısrarla okumalarını tavsiye ediyorum.

 

Anlatılan bizim hikâyemiz çünkü…

http://www.adana01haber.com/ sitesinden 26.09.2018 tarihinde yazdırılmıştır.