MERHABA!...

Yüzyıllardır insanoğlu insanca yaşamak için var gücüyle çabalıyor. Dikenli bahçelerde gül yetiştirmek, çorak topraklarda bereket olmak, kayalıklara kök salmak, yeryüzünü yaşanır kılmak için didiniyor. Emekliyor, yürüyor, koşuyor... An geliyor havalarda uçuyor, an geliyor en dibe çakılıyor. Sonbaharlarda rüzgarlara karışıp esiyor. Yüzlerin buz dağında üşüyor, tebessümün sıcaklığında ısınıyor. Baharlarda rengarenk açıyor, yazın koynunda olgunlaşıp pişiyor. Yaşamı sanata dönüştürüyor. Boyalarla tuvallere çiziliyor, melodilerle kulaklara fısıldanıyor, sözlerle gönüllere yazılıyor.

   

 “Gönül çalabın tahtı

   Çalab gönüle baktı

   İki cihan bedbahtı

   Kim gönül yıkar ise” der Yunus EMRE.

 

        Gönül!...Asırlardır insanlığımızın aynası!... Ahhh  içinde neleri barındırdı ve sonsuza kadar  neleri barındıracak kim bilir!... Her zaman hayatta gönülleri yıkmadan yaşama sanatını öğrenmek gönlün ulaşabileceği zirvedir belkide. Bu zirve yeryüzüyle gökyüzünü birleştirip rahmet olarak avuçlarımıza dökülebilir.

 

         Bir bakış, bir gülüş, bir dokunuş insanın gönlünün yansımasıdır aslında. Bazen denizlerden derin, bazen yıldızlardan yüce, bazen tüy kadar hafif, bazen kurşun gibi ağır, bazen ırmaklar gibi coşkun, bazen de göller gibi durgunuz. İçimizdeki duyguları bir ayna gibi yansıtırız. Gönüllereden aksedenler birbirine çarparak helezonik halkalar arasında bütün olumsuzlukları eritip güzellikleri yükselterek yaşanılası bir dünya oluştursun.

 

         Ben de yaşama sanatına gönlümden bir ayna tutmak istiyorum.Bakalım ne suretler gösterecek....Gönül aynasını  pir ü pak yapanlara selam olsun!...

 

http://www.adana01haber.com/ sitesinden 23.09.2019 tarihinde yazdırılmıştır.