Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Meryem Sarıkaya
Meryem Sarıkaya
09 Nisan 2017 Pazar 12:45
28 ŞUBAT
Yıl 1998
 
Üniversite kapısından içeri alınmadığımız yıl...Yıllardır girdiğimiz okulumuza geldiğimizde kapıda “DUR! BAŞÖRTÜLÜ” giremezsin  diyorlardı. Ürkek bakışlarla olup biteni algılamaya çalışıyorduk. Gönül tedirgin, baş eğik, yüzler mutsuzdu artık. Bunu kabullenmek çok zordu. Bir çok kişi aylarca mücadele etsede bir çıkış yolu bulmak imkansızdı. Ya bu deveyi istedikleri gibi güdecek ya da bu diyerları terk edecektik. Okul girişinde bizim için oluşturulan kabinler çileli yolcuğun ilk adımı gibiydi. Suçumuz, tek suçumuz başörtüsü takmaktı. Aslında bunlar 28 Şubat kararlarının kara bulut gibi hayata çöküşünün ayak iziydi belkide...Bu serüveni güzel ülkemin güya ilim yuvası olarak adlandırılan her üniversitesinin önünde yaşamak zorunda bırakılan, kocaman bağrı yanık bir nesildik....
 
 
Yıl 2000
Artık okulumu bitirip çoktan  şirin bir köyde  göreve başlamıştım. Zorluklar olsada çok mutluydum. Kendi halimde idealist bir öğretmenin hayalleri başımı döndürüyordu. Öğrencilerimin gözlerinde umudu gördükçe içim kıpır kıpır oluyor,onlar için yapacağım güzellikleri düşünüyordum hep.
Bahar aylarıydı. 3 günlük izin belgesini okul müdürüm Milli Eğitim Müdürlüğüne gidip imzalatmamı söyledi.Oraya gitmek önemli değildi ama başörtülü gelmemem konusunda ısrar ediliyordu. “Çile bülbülüm çile...” Şimdi daha gitmeden bastırmıştı bir ürperti içimi. İlçeye Hükümet Konağının bahçesine geldim. O kadar soğuk ve ürpertici görünüyor ki anlatamam. İçimde birşeyler kırılıyor... Bütün cesaretimi toplayıp merdivenleri çıkmaya başladım. Nasıl karşılanacağımı algılamam imkansız. 
 
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlık yanyana aynı katta bulunuyordu. İlçe Milli Eğitim Müdürünün koridorun sonunda bulunan kapısına doğru yöneldim. Ayaklarım geri geri gitse de kapıyı çalıp izin belgemi imzalatmak istiyordum. Sadece bir imza, bir dakikalık iş,atar diye düşünüyordum. Kapıyı çaldım ve kapıyı açtığımda daha içeri adım bile atmadan başörtülü geldiğim için yükses bir ses diyemiyorum, büyük ve korkunç bir gürültüyle”ÇIK DIŞARI” diye havaya yankılanan bir çığlıııııkkkkk...
 
Olduğum yerde hiç kıpırdamadan birkaç saniye donup kaldım. İçimde kopan fırtınayı anlatmam imkansız. Başımı çevirip geri döndüğümde koridorda bulunan kapıların hepsinin önü doluydu . Yavaş yavaş adımlarımı atarak yürümeye başladım. Kapılardaki onca insandan çıt çıkmıyordu. Sanki herkes çığlığın etkisiyle buz kesmişti. Kendimi açık havaya atmak için bir nefeste merdivenleri indim. 
 
İçim kaynadı, çoştu hep...Günlerce, haftalarca etkisinden kurtulamadım. Haksızlıktı bu ama bugünler de geçecek diye düşünerek dualar etmekten başka elimden bir şey gelmiyordu. Bir gün elbet bir gün hak yerini bulacaktı. Benim gibi binlerce kardeşim ne yazıkki “KAMU ALANI(!)” denilen yerlerde saymakla bitiremeyeceğim çok ağır baskılara maruz kalıyordu.
 
1980 darbesiyle hayatımıza giren “Kamuda Kılık Kıyafet Yönetmeliği” başörtülü kadınların kamu alanlarına girmesini engellese de 90’lı yıllarda bu biraz da olsa yumuşamıştı. Fakat 28 Şubattan sonra çirkin yüzünü bir kez daha göstererek hayatları alt üst etti. 
 
”Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” demişti Necip Fazıl. Bir nesil daha öz yurdunda garip öz vatanında parya oluyordu...
 
Yıl 2003
Artık en azından devlet dairelerine giderken eskisi gibi yürekler tedirgin olmuyordu. Tabiiki yaşananların izi zihinlerden kolay kolay silinemeyecekti ama 28 Şubatın kara bulutlarının yerinde güneşin kıvılcımları çakmaya başlamıştı. Hayatın aydınlık yüzünün belki de ilk habercisiydi...
 
Yıl 2013
Yaklaşık 30 yıl boyunca kadınlarımızın hayatını çileye dönüştüren başörtüsü yasağının askeri alan dışında kalktığı yıl... 
 
Bir gün hak yerini bulacaktı ya nihayet hak yerini bulmuştu. İçimizdeki engin huzurun dalgası göklere doğru yayılıyordu....
 
Yıl 2017
Nihayet askeri alanda da başörtüsü yasağı kaltı...Artık özgürüz....
Yurt dışı izin belgesi almam gerekiyor. 28 Şubatın kara bulutlarının yıllardır her yerden dağılmasına rağmen benim için her zaman Hükümet konaklarına gitmek çok zor geliyor. İzin belgesi olmadan da yurt dışına gidemeyeceğim için mecburen belgemi almak için gitiğimde çalışanların samimiyetle o belgeyi bir an önce alabilmem için ellerinden geleni yapması takdire şayandı doğrusu. 
Bu binalarda buz tutmuş kalplerin yerinde uzun süredir sımsıcak insan manzaraları görmek geleceğe dair umut vaadediyor. 
 
Yaşasın özgürlük!.........
 
28 Şubatları bir daha yaşamamak dileğiyle...
 
Bu yazı toplam 11258 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0092
Güneydoğu Haber